Asetat Kalemi


Asetat kalemlerine karşı bir sevgi var içimde... Bayılıyorum onlara... Acayip sevimli geliyorlar... Bir de kokusu var ki :))
Şimdiye kadar bir ya da iki test kitabımın kapağını yolmadım, modifiye etmedim... (elim değmediği için) Geri kalan hepsinin dışını ya yoldum, ya da asetat kalemiyle istediğim forma soktum. Belki de bu yüzdendir ki, sempatim var onlara...
Bir ara da odama takmıştım... Giysi dolabım, kıyafetlerimin durduğu çekmece, kitaplığım koca koca aynalara sahip... Gelip gidip üstlerine birşeyler yazıyodum, annem de inatla siliyordu... Derken bir gün 'YETER'i geldi, asetat kalemleri aynalara küstü...
Bir ara da baş ucumdaki su şişelerini boyuyordum ama ellerim rezil olmaya başladığından ondan da vazgeçtim.
Sonra bir su bardağını ablukaya alıp haşat ettim, sağını solunu çizdim... Tam duvarlara geçecekken kendimi frenledim. Neler oluyor, dedim. Durmam gerektiğine karar verdim.
Bu aralar asetat kalemleriyle olan münasebetimiz ödevlerle sınırlı. Hatta sınırlıydı, ödevler de bitti, boyayacak, çizecek birşey kalmadı... Acep, acep...
Acep yazın yaptığım gibi kendimi mi çizsem?
Yok, yok dear okur, öyle değil... Tattoocuya gitmek zor geldiğinde siyah-ince uçlu asetat kalemiyle artık ezberlediğim Japonca karakterleri (hava, su, rüzgâr) el bileğimin içine çiziyordum, ayak bileğime de ne olduğunu tanımlayamadığım ama hoş görünen birşey çiziyordum... Omzuma da kuzenin eşref saatini yakalrsam meşhur meleğimi çizdiriyordum... Denizde akıyor ama olsun, bana eğlence oluyordu...
Birşeyler çizmeliyim... Acep... Acep...

5 yorum:

noir désir dedi ki...

oha aynı şey bendede var.duvarlara geçmiştim gaza gelip hemde lise sondaydım o zamanlar:D öss beni ne hale getirmişti peh :P:D ..çakma dövme olayını bende yapıyordum :)

Geveze dedi ki...

duvardan çıkacağını bilsem odamı berlin duvarının kalıntılarından yapılmış gibi göstertecektim ama dış baskılar malumunuz :))
çakma dövme zaten apayrı bi sanat (tattoocuya gitmeye üşenen ükela genç modeli) :))

sizofren peri dedi ki...

haha bende yazın asetat kalemi ile ayak bileğime ismimin baş harfini yazıyorum dediğin gibi japonca olarak tabi :) ellerin yerine birde ayak bileğini dene gzl duruyor :):)

öcüböcüğü dedi ki...

aynı aşkı ben de yaşamıştım lise yıllarımda. hemen hemen her renkten asetat ve stabilo kalemlerinden alıyordum bütün haçlıklarımı kalemlere yatırıyordum.hatta erkek arkadaşım beni sinir etmek için sıraya basıp uçlarını bozardı. ellerime kollarıma envayi çeşit yıldız çiziyordum.üniversite yıllarımda not tutmayı bıraktığım ve kalem kutu taşımadığım için kalemlerimle ilgilenmeye devam edemedim ama hala severim hatta elime güzel renkler geçtiğinde dövmelerimin içlerini boyuyorum :P

Geveze dedi ki...

sizofern peri; aklımda, deneyeceğim ;))

öcüböcüğü; anlatılmaz, yaşanır, di mi ama :)) aynı durum bende de var, c.tesi aldığım harçlık eriyip gidiyor asetat kalemleri ve stabilolar yüzünden... ama şöyle bi dert var ki, stabiloların ucu ince, benim de kalemi köküne kadar bastırarak yazmak gibi illet bi huyum var... çok dayanamıyor zavallılar...