edebiyat etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
edebiyat etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

En Son Yürekler Ölür / Canan Tan



Canan Tan basit, sade yazar. Gerçekten basit ve sade.

Şimdiye kadar pek çok kitap yazmış, öyle dedi Google. Ben En Son Yürekler Ölür hariç Piraye'sini ve Eroinle Dans'ını okudum ve ne yalan söyleyeyim; üçünün de sonunu tahmin ettim.

Ve dahi En Son Yürekler Ölür'de kendi rekorumu kırdım. Kitabın arka kapağının üzerine bir 60-70 sayfa okuyunca yazdım senaryoyu :))



Yazarın tamamen popüler kültür ürünü olduğunu düşünüyorum. Hayır hayır, Twilight gibi değil. Sadece kitap okumak isteyen ama ne okuyacağını, neyle başlayacağını bilmeyen ya da okurken zorlanmak istemeyen kesime hitap ediyor. Ve hâlâ ayakta kaldığına göre bu kesim azımsanamayacak yer tutuyor.



Kitabın konusuna dönersek eğer;
Deniz ve Nehir'in -evet, kötü bir kelime oyunu- araba kazasıyla başlıyor ve uzun bir flashback'ten organ bağışına uzanıyor. -arka kapağa göre, organ nakli.-
Nehir bir reklamcı, Deniz ise zengin Sezen ailesinin biricik oğlu, holding yöneticisi. Bir reklam işinde tanışıyorlar ve olaylar gelişiyor.
Karakterlere dair gayet düz bir profil var gözümde. İnsan doğasının karmaşıklığıyla uzaktan yakından alakası olmadığını düşünüyorum. Hele Nehir, melek midir nedir!

--spoiler--
Nehir bitanecik Deniz'inin organlarını bağışlamaya nasıl o kadar kolay karar veriyor, şaştım kaldım.
--spoiler--

Organ bağışı konusunda ciddi anlamda sıkınıtılarımız var, kabul etmek gerekir.
Büyük bir ikilem konusu. Ben kendi organlarımı bağışlamak isterim, ama sevdiklerim söz konusu olunca -ki umarım olmaz- gayet dar görüşlü olabildiğimi görüyorum.

Kitapta Canan Tan bu konuya neden değindiğini de anlatıyor. Genelde filmlerde ve kitaplarda olayın fantastik boyutunun işlendiği, gerçeklere ışık tutulması gerektiğini söylüyor.

--spoiler--
Nehir'in kocasının kalbini taşıyan adamla evlenmesi fantastik değil.
--spoiler--

Bu yüzden de oturup bu kitabı yazdığını anlıyoruz. Sağ duyusunu gerçekten takdir ediyorum ama bu kitaba edebi yönden bakamıyorum.



Okudum, ellerine sağlık. Gayet rahat, iki denemenin üsüne hiç zorlanmadan yaklaşık bir buçuk saatte bitirdim. Sonunda sürprizle karşılaşıp yorulmadım, bitirip rahatladım. Puanlarsak da 5/10 diyebilirim. Yazarın sağduyusundan da 5,5 yapabilirim.

Empati


Başlıktan ve fotoğraftan da anlaşılacağı gibi Adam Fawer'dan Empati'yle ilgili bir yazı bu.
Baştan söylüyorum, ismine aldanmayın, bildiğimiz bağlamda empatiyi anlatmıyor bu kitap. Olasılıksız'ı okuyanlar Fawer'ın tarzını az çok bilirler ama her ikisini de yaklaşık üç günde bitiren biri olarak söyleyeyim, ben Empati'yi daha başarılı buldum.
Hakkında bu kadar konuştuğum kitabın konusuna gelince... Başkalarının duygularını farklı biçimlerde -görerek, duyarak veya dokunarak- algılayabilen ve değiştirebilen bir avuç insanın arasındaki çekişmeye gizli örgütlerin, bir dolu bilimin ve deneylerin de dahil olmasıyla akıp giden 600'ü aşkın sayfayı kitapla kombine yaşayarak bitireceksiniz.

Bu tarz kitapları okurken sonunu tahmin etmek için dakikalarca düşünüp, kitabı okumaya ara verme gibi pis bir huyum var. Ama bu kitap beyin fırtınalarım esnasında ortaya attığım parlak tezlerimin büyük çoğunluğunu çürüttü.

Asıl sürpriz de kitabın sonunda saklı. Ben kitabı etütte bitirip 'Yok artık!' diye bağırmıştım, bu yüzden size tavsiye: Kitabı umuma açık bir yerde bitirmeyin. Yazarımız okurlarını şaşırtmayı çok seviyor çünkü.
Kitabın gelişme bölümünde çok fazla geçmişe gidiş geliş yaşanıyor, eğer benim gibi başlıklara bakmadan okuyanlardansanız, bu kitabı okurken mutlaka '?. Ara' veya 'Yargı Gecesine ? Kala' gibi ibareleri kaçırmayın derim. Sırf bu sebepten dört bölümü tekrar okumuşluğum vardır :D

Sonuç olarak, güzel bir kitap, tavsiye ederim.