http://www.collegehumor.com/video:1921845
Gülmeye ihtiyacım vardı, güldüm geçti :))
Ben Barney'yi Görüyorum ya, O da Beni Görecek mi?
Yüzsüzlüğün dibine vurarak cnb... öhm, Orlando'dan aldığım, hatta sahiplendiğim, hatta benimsediğim mimimi yazıyorum :)) -geç mi kaldım ne?-
Hayatımda vazgeçemeyeceğim tek insan...
Hayatta önemsediğim birkaç kişi var, 'Ağlarsa anam ağlar, gerisi ninja kaplumbağalar!' diye süregelen esprimsi şeyde de olduğu gibi, annem... Bir de tombişim, kızılşınım, bitanem ananem :)) Gerisi, höüh...
Gelecekte nasıl ve ne bakmdan teknolojik gelişmeler olsun isterim...
*İnsanlar ne düşündüğümü anlayabilsin/duyabilsin.
*How I Met Your Mother'ı izlerken Barney evimize gelsin -ya da mış gibi yapsın-
*Kirli sepetine kendiliğinden giden çoraplar icat edilsin. -maksat başucumdaki etajerin altındaki yayıntı kalksın... -ıyyyy iğrendim kendimden...-
*Sonraa, geçmişten canlı kanlı insan getirebilelim...
*Bir de insan klonlama yasallaşsın... -başlatmayın etiğinize demek gelse de içimden, demiyorum-
Yollamıycam işte kimseye :))
Hayatımda vazgeçemeyeceğim tek insan...
Hayatta önemsediğim birkaç kişi var, 'Ağlarsa anam ağlar, gerisi ninja kaplumbağalar!' diye süregelen esprimsi şeyde de olduğu gibi, annem... Bir de tombişim, kızılşınım, bitanem ananem :)) Gerisi, höüh...
Gelecekte nasıl ve ne bakmdan teknolojik gelişmeler olsun isterim...
*İnsanlar ne düşündüğümü anlayabilsin/duyabilsin.
*How I Met Your Mother'ı izlerken Barney evimize gelsin -ya da mış gibi yapsın-
*Kirli sepetine kendiliğinden giden çoraplar icat edilsin. -maksat başucumdaki etajerin altındaki yayıntı kalksın... -ıyyyy iğrendim kendimden...-
*Sonraa, geçmişten canlı kanlı insan getirebilelim...
*Bir de insan klonlama yasallaşsın... -başlatmayın etiğinize demek gelse de içimden, demiyorum-
Yollamıycam işte kimseye :))
Son Mohikan vs. Amatör

'Hemen her öğencinin en sevdiği ders Beden Eğitimidir.' genellemesini yiyeyim ben okurcanım!
Evet, hatta çiğ çiğ yiyeyim!
Bu nedir ya! Jurassic Park kaçkını gibiyim... Yüzüm gözüm çarşamba pazarı...
Ama suç bende, hangi akla hizmet gidip amatörlerle basketbol oynarsın? -ay bu cümle çok artistik oldu, bi daha okur musun dear okur?-
İlk derste oyndığımız yakartop çok meymenetsiz birşey olunca ikinci ders dedik ki hadi basketbol oynayalım.
Millet galeyana geldi tabii;
'Hoop, Geveze bizim, aa bu pota da biziim!'
'Hoop, Geveze bizim, aa bu pota da biziim!'
'Höstürünüz, Geveze bizim, pota sizde kalsın!' -kendimiçokpopülerhissettimbildiğingibideğil(:-
Şunu şurasında bir avuç steps kraliçesi iki pota oynayacak, olur mu öyle şey? Saf olabilirim ama aptal, nnn'asla! :))
Tek potada karar kıldık, her şey güzel, hava atışı filan derken önümden turuncu bir siluet geçti.
Sonra dünyaya bir bardak suyun arkasından bakıyormuşum gibi hissettim. Gözlüğüm düşmüüş!
Derken bir çığırtı:
'Ggeeveeeezeeaeaeaaeaeae!'
Gözlüğün burna oturan kısmı yüzümü çizmiş... Suya battım çıktıım oynamaya devam ettik...
Aslınnda o an anlamalıydım bunun bir ilahi işaret olduğunu... Yukarıdan birileri oynamamam için beni uyarıyordu. Dinledim mi peki? I-ıh :))
Elime top geldi, artistik bir turnike çakayım dedim, bacak kadar boyumla ne turnikesi, yere çakıldım :)) Neredeyse benim iki katım olan bir arkadaş blok koydu, ouuf ne acı bloktu, ne sen sor ne ben söyleyeyim okurcan :))
Bir baktım tişörtümde bir leke var. Höhöyt, kolum da cırmıklandı. Ama Son Mohikan saaşı bırakamaz, nn'asla!
İnatla oynadım, ta ki garip bir şuta kadar... -deliksizgirdiama- Hooop totomun üstüne oturdum... Ama ayak bileğim nasıl ağrıyor, nasıl ağrıyor... Tırnağımın yanında bir yer kanamış... Tişörtüm zaten kanlı...
Vıyh dedim, kalkmaya yeltedim hooop aynı totonun üstüne bir daha düştüm -sankibaşkavarda-
Kızlar birbirlerine 'kanser olduğunu kim söyleyecek? Ölümü ye ben sölemiyceem!' bakışları atarlarken topallaya topallaya sınıfa doğru seğirttim.
Derken bir başka kaçkın olan XY kromozomlu canlımsı bişey
'Aaarrgghhh! Geveze! Kim dövdü kız seni, hahahrahah!' deyince aynaya bakma ihtiyacı hissettim...
Resmen makayajsız Britney Spears olmuşum... Ama yüzümde de aptal bir sırıtış, sanki WNBA kupası kazandım! Saç baş dağılmış, yüz göz kan revan içinde, bir perişanlık ki sormayın...
Büyük bir uğraş sonucu gözlüğümü yüzümden ayırabildim de suyla temas ettim...
Şu anda insana en çok benzeyen formumdayım ama maç bahanesiyle kızlardan birinin beni çk pis patakladığını düşünüyorum, yarın soracağım hepsine!
Sap Mıyım Saman Mı?
Her türlü ortamın altını üstüne getiren, tanışılmadık insan, konuşulmadık konu bırakmayan Geveze yine karşınızda efenim...
Okullar açıldı, bu sene son senem filan ya bir ineklik çöreklendi üzerime, Allah düşman başına vermesin... Kendimden korktum :))
Asıl konumuza dönerseeeek son zamanlarda fazla otladığımı düşünen annem tutup beni Amerikan Kültür Merkezi'ne, sinemaya, tiyatroya, kitap şenliğine götürüp insan içine karışmamı sağladı. -ya da sağladığını sandı-
Bir sürü yeni insan tanıdım, çok eğlendim ki bir ara yazacağımı umut ediyorum :)
Bu arada son birkaç günde kafamda ne fikirler ne senaryolar ne tilkiler döndü sorma okurum canım... Belki blogumun formatını değiştiririm, haberin ola ;))
Neyse, yine daldan dala daldan dala giderken yakaladım kendimi, son zamanların en muhteşem diyaloğuna geçiyorum artık :))
Böcürt: Geveze ya, sen niye hep sap gibisin böyle?
Geveze: Öhm, Böcürt'cüm; ne demek ki bu?
Böcürt: E sapsın dedim işte ya Geveze?
Geveze: Hadi ordan, sağım solum insan kaynıyor, sapmış... Pöehirthişm!
Böcürt: Alışveriş merkezindesin ya, bir etkisi olabilir.
Geveze: Ukala...Senden daha çok arkadaşım var benim!
Böcürt: Ya öf Geveze! Bazen ne kadar aptal oluyorsun sen böyle! Onu demiyorum ya, şimdiye kadar Emir Kusturica filmlerinden ya da Oscar törenleri sonrası hariç 'Aşıksaaan arkadaaaaaaş!' dediğini duymadım, onu diyorum sap!
Geveze: Yağdır Mevlam huu... Bir defa onu da duymamış olman lazım, yoğ öle bişey! Ayrıca aşk dediğin yalan hacı, bildiğin yalann!
Böcürt: Ne alaka? Hadi ordan!
Geveze: Bu alemde bir çikolata aşkı, iki sinema aşkı... Biri çikolatanın sonuna kadar, öbürü de sinemanın giriş kapısına sonraki uğrayışına kadar...
Böcürt: Amasendçoksaçmyokartışshdftrhhglkl... Seninle de konuşulmaz ki... Kabahat bende... Sen git test kitaplarınla konuş... Sap! Şurda tineyç kız muhabbeti yapalım dedik, Angelina Jolie görmüş Polat oldun... Yıkıl karşımdan Geveze!
Geveze: Angelina Jolie görmüş Polat... Tineyç kız... A. Şizofren B. Alkollü C. Hap almış D. Çok kızgın... Evet, D.
-ve Böcürt Geveze'yi parça pinçik eder, perde 'Samanlıktan samanı da kaldırmadın Zühtü, ben sana yandım Zühtü, hele hele yandım Zühtü' eşliğinde kapanır.-
Okullar açıldı, bu sene son senem filan ya bir ineklik çöreklendi üzerime, Allah düşman başına vermesin... Kendimden korktum :))
Asıl konumuza dönerseeeek son zamanlarda fazla otladığımı düşünen annem tutup beni Amerikan Kültür Merkezi'ne, sinemaya, tiyatroya, kitap şenliğine götürüp insan içine karışmamı sağladı. -ya da sağladığını sandı-
Bir sürü yeni insan tanıdım, çok eğlendim ki bir ara yazacağımı umut ediyorum :)
Bu arada son birkaç günde kafamda ne fikirler ne senaryolar ne tilkiler döndü sorma okurum canım... Belki blogumun formatını değiştiririm, haberin ola ;))
Neyse, yine daldan dala daldan dala giderken yakaladım kendimi, son zamanların en muhteşem diyaloğuna geçiyorum artık :))
Böcürt: Geveze ya, sen niye hep sap gibisin böyle?
Geveze: Öhm, Böcürt'cüm; ne demek ki bu?
Böcürt: E sapsın dedim işte ya Geveze?
Geveze: Hadi ordan, sağım solum insan kaynıyor, sapmış... Pöehirthişm!
Böcürt: Alışveriş merkezindesin ya, bir etkisi olabilir.
Geveze: Ukala...Senden daha çok arkadaşım var benim!
Böcürt: Ya öf Geveze! Bazen ne kadar aptal oluyorsun sen böyle! Onu demiyorum ya, şimdiye kadar Emir Kusturica filmlerinden ya da Oscar törenleri sonrası hariç 'Aşıksaaan arkadaaaaaaş!' dediğini duymadım, onu diyorum sap!
Geveze: Yağdır Mevlam huu... Bir defa onu da duymamış olman lazım, yoğ öle bişey! Ayrıca aşk dediğin yalan hacı, bildiğin yalann!
Böcürt: Ne alaka? Hadi ordan!
Geveze: Bu alemde bir çikolata aşkı, iki sinema aşkı... Biri çikolatanın sonuna kadar, öbürü de sinemanın giriş kapısına sonraki uğrayışına kadar...
Böcürt: Amasendçoksaçmyokartışshdftrhhglkl... Seninle de konuşulmaz ki... Kabahat bende... Sen git test kitaplarınla konuş... Sap! Şurda tineyç kız muhabbeti yapalım dedik, Angelina Jolie görmüş Polat oldun... Yıkıl karşımdan Geveze!
Geveze: Angelina Jolie görmüş Polat... Tineyç kız... A. Şizofren B. Alkollü C. Hap almış D. Çok kızgın... Evet, D.
-ve Böcürt Geveze'yi parça pinçik eder, perde 'Samanlıktan samanı da kaldırmadın Zühtü, ben sana yandım Zühtü, hele hele yandım Zühtü' eşliğinde kapanır.-
Düğünememe
Gözlerim kıpkırmızı, hatta nemli... Ama ağladığımdan değil, hatta kendimi buzdolabının köşesindeki şeftali gibi hissetmem de; hepsi grip yüzünden...
Tutankamon'un laneti gibi bir gribim var ki düşman başına...
Neysem, okurum canım; sadede gelirsek zorla düğüne götürülüyorum teeeee İzmir'e... Mutsuzum umutsuzum... Robin Hood neyim gelse de kurtulsam diye bakınıyorum ama yok. Geveze başının çaresine bakacak...
Öncelikle düğünlerden nefret ederim, çünkü gösterişten de nefret ederim... Canım cananım ülkeme oranlarsak her yüz düğünden altmışı gösteriş amaçlı. Evlilik bir nev'i sonsuzluk sözleşmesi, taktın mı o altın kelepçeleri, finito. Bir insanın buna cesaret edebilmesini takdir ediyorum, ama;
'Hacı ben evleniyorum, ahanda nal gibi alyansım; İzmir'in en pahalı düğün salonunu da kiraladım, gelinlik 3500 lira, damatlık 2000 lira, yemeklerin hepsi de 4000 lira tutuyor, anla işte, o kadar zenginim! Hele orkestram, oy anam oy; Cumhuriyet Senfoni Orkestrası gibi bir şey!'
demen beni öldürüyor...
Hele ki Ozan Demet Akalın 'Toz Pembe' isimli yöresel Türkümüzü seslendirirken kendini sahneye atıp da şıkıdım şıkıdım göbek atman, parmak şıklatman, 'Estteeeğğğğ!' diye kendinden geçmen için 'komik' diyorum...
Evet, bir düğünde eğlenebilmek için o düğüne servet yatırılması ya da o yazın hit disko şarkılarının çalınması gerekmiyor, illa geline beşi-bir-yerde takılması gerekmiyor...
Yani en azından benim eğlendiğim düğünlerde bu 'diplomtik ilişkiler'in hiçbiri yoktu...
Bu arada hâlâ beni okuyanınız var mı merak ettim, sanki sesim öööle bir yankılandı geri döndü...
Tutankamon'un laneti gibi bir gribim var ki düşman başına...
Neysem, okurum canım; sadede gelirsek zorla düğüne götürülüyorum teeeee İzmir'e... Mutsuzum umutsuzum... Robin Hood neyim gelse de kurtulsam diye bakınıyorum ama yok. Geveze başının çaresine bakacak...
Öncelikle düğünlerden nefret ederim, çünkü gösterişten de nefret ederim... Canım cananım ülkeme oranlarsak her yüz düğünden altmışı gösteriş amaçlı. Evlilik bir nev'i sonsuzluk sözleşmesi, taktın mı o altın kelepçeleri, finito. Bir insanın buna cesaret edebilmesini takdir ediyorum, ama;
'Hacı ben evleniyorum, ahanda nal gibi alyansım; İzmir'in en pahalı düğün salonunu da kiraladım, gelinlik 3500 lira, damatlık 2000 lira, yemeklerin hepsi de 4000 lira tutuyor, anla işte, o kadar zenginim! Hele orkestram, oy anam oy; Cumhuriyet Senfoni Orkestrası gibi bir şey!'
demen beni öldürüyor...
Hele ki Ozan Demet Akalın 'Toz Pembe' isimli yöresel Türkümüzü seslendirirken kendini sahneye atıp da şıkıdım şıkıdım göbek atman, parmak şıklatman, 'Estteeeğğğğ!' diye kendinden geçmen için 'komik' diyorum...
Evet, bir düğünde eğlenebilmek için o düğüne servet yatırılması ya da o yazın hit disko şarkılarının çalınması gerekmiyor, illa geline beşi-bir-yerde takılması gerekmiyor...
Yani en azından benim eğlendiğim düğünlerde bu 'diplomtik ilişkiler'in hiçbiri yoktu...
Bu arada hâlâ beni okuyanınız var mı merak ettim, sanki sesim öööle bir yankılandı geri döndü...
Anne Ben Billie Jean Oldum!
Burnuma üzüm kaçıran sevgili Serdar Ortaç, seviyoruz seni, hıhı... xo xo
Hayatımın zencisi Michael Jackson, umarım yamuk yumuk olmamışsındır...
Ekşi Sözlük'e göz atmayan ne olsuuun? Darbukalı Biliciiiyn olsuun!
Hayatımın zencisi Michael Jackson, umarım yamuk yumuk olmamışsındır...
Ekşi Sözlük'e göz atmayan ne olsuuun? Darbukalı Biliciiiyn olsuun!
Sen Ben Ten
Aslında ben sorumsuz değilim, tüüüüm haftasonu boyunca ödev yaptım ve sağ işaret parmağım artık yok!
Bu arada The Ugly Truth'u izledim, nasıl vakit buldum ne siz sorun ne ben söyleyeyim... Gerard Butler'ın en tarz hali budur, oynamayın adamla...
Okuldaki rehberlikçimle kavga ettik, amacı ne anlamıyorum...
Yüzyılın farkındalığını yaşıyorum, ben hayatımın kazığını yemişim geçen sene bu zamanlar...
Bu arada hangi erkek aynı kızın peşinden iki yıl koşar?
Bir de kahrolsun çekinik gen! -Tek çaprazla mavi gözü kaçırmış insan-
Meşgulüm filan ama vefalı bi okuyucuyum, okudum hepinizi ;)) Detaylara girmek için kafamı toplamam lazım, hala gribim, tam 4 kişiye de bulaştırdım; mesudum...
Hepinizi öpermiş gibi yapıyorum okurcanlarım, kendinize iyi bakın, virüslerden uzak kalın...
Bu arada The Ugly Truth'u izledim, nasıl vakit buldum ne siz sorun ne ben söyleyeyim... Gerard Butler'ın en tarz hali budur, oynamayın adamla...
Okuldaki rehberlikçimle kavga ettik, amacı ne anlamıyorum...
Yüzyılın farkındalığını yaşıyorum, ben hayatımın kazığını yemişim geçen sene bu zamanlar...
Bu arada hangi erkek aynı kızın peşinden iki yıl koşar?
Bir de kahrolsun çekinik gen! -Tek çaprazla mavi gözü kaçırmış insan-
Meşgulüm filan ama vefalı bi okuyucuyum, okudum hepinizi ;)) Detaylara girmek için kafamı toplamam lazım, hala gribim, tam 4 kişiye de bulaştırdım; mesudum...
Hepinizi öpermiş gibi yapıyorum okurcanlarım, kendinize iyi bakın, virüslerden uzak kalın...
Bir İki Üç, TIP!
İki gündür duvara yapışmış amele sümüğü gibi geziyorum, dokunsan eline de yapışacağım. Zaten besili koyun kadar olan bademciklerim konuşmamı güçleştiriyor, bir de bağıra bağıra konuşmaya çalışınca hepten sesim gitti... Giderken de beni rezil etti sağ olsun... Her şey İngilizce dersiyle başladı. Tiğ'ça'ın sorduğu soruya verdiğim cevabı duyurmak için çabalarken bir iki ses telimi devirdim, ama buna rağmen Jackie Chan'i tepelemiş Bruce Lee gibi oturdum sırama.
Ders çıkışında ayakkabılarımı nerden aldığımı soran arkadaşa cevap verdiğimi sandım. Ama cevap vermemişim. Ya da verememişim. Bunu da sınıftakilerin yarıla yarıla gülmesinden anladım. Bağırdım, ya da bağırdığımı sandım:
'Bi susun bi, sesim çıkmıyor benim! Bu büyük bir problem!'
Hepsi Doktor*'um yüzünden... Okulun gelmiş geçmiş en zeki ve en geveze öğrencisi olduğum yalanını söyleyince dayanamayıp şapanak öptüm yanağından. O sırada bir virüs alışverişi olmuş olabileceğini düşünüyorum.
Zaten serviste de ufak çapta bir krize neden oldum. Hostes yoklama yapaken sesim çıkmadığı için 'Burdayım!' dediğimi de duymadı. Panik oldu, 'Kaptan, Geveze yok, okula dönelim hemen! Hemen, hemen1 Kızcağız kaldı okulda, eyvah eyvah!'
E yine millet gülmeye başladı, nereye savrulduğunu bilmeden yaptığım el-kol çırpınışlarım Kaptanın gözüne girmiş olacak ki 'Geveze burada, panik yok!' dedi... Hostes az daha öldürüyordu beni, ömründen ömür gitmiş, öyle dedi. -Hostesimiz 8-10 yıllık kariyerinde arkasında hiç öğrenci bırakmamıştır, az daha ilk oluyordum-
Eve gelince de annemi ararım genelde, aradım yine farkında olmadan. Halbuki neyle diyeceğim 'Annen ben evdeyim.' diye? Diyemedim tabii, fısıldaya fısıldaya, ıkına sıkına anlattım derdimi:
Geveze: Ahhnnee, bheeen eve geldhhhm...
Anne: Geveze, ne oldu, niye fısır fısır konuşuyorsun?
Geveze: Sessssshhiimm gittiiii.
Anne: Ne, evde hırsız filan mı var? Hemen geliyorum ben!
Geveze: Annhheee, sesim! Kısılldhııı!
Anne: Haa, baştan söylesene, ödüm patladı burada benim! Sorumsuz geldin sorumsuz
gideceksin, şakanın da yeri var! Ciddi ol azıcık! Sayende 3 yılım gitti! Niye fısırdıyorsun öyle?
Geveze: Sesssssssiiiiiiimmmm gitttiiiiiii!!!
Anne: Haa, tamam o zaman...
Aman aman, ses ne hoş, ne cici bir ihtiyaçmış öyle... Sabahtan beri Azer Bülbül gibi titriyorum, 'Eeevvddd-ddd-ddeyiimmmm!', 'Buuhhhhhhrrrrddd-ddd-ddayımmm!'
Neyse ki o billur(!) sesim olmadan da beni anlayabiliyorsun dear okur!
*Doktor'um: Geleceğin beyin cerrahı sıra arkadaşım.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)