Yaza Giriş 101

-----------bilgilenelim-----------
  Hepinizin bildiği gibi yılın en beklenen, en sevilen mevsimidir yaz a.k.a. çok-acil-kilo-vermem-lazım-o-elbiseye-sığmam-lazım. Yazlık maceraları, deniz kenarı, tuz, ter, vıcık, tatil, miskinlik, seyahat, sıcak hep anahtar kelimelerimiz.

Yaz Nedir, Ne Değildir?
Vallahi nnnnnalet bi' şeydir. Herkes miskin miskin yatar, turistlere yavşar, verandada pişti, terasta okey oynar, bahçede mangal yapar, yüzer, ortamlara akışta belirgin bi artış olur, bir kısım büte girer, bir kısım ayran gönüllülük eder. Anafikir bütün kış çalışan, ot gibi yaşayan o sıkıcı insan sen değilmişsin gibi davranmaktır.
Güzeldir yaz, bütün sorumlulukları sallayıp saçma eylemlerde bulunmak, sonbaharda da 'Sarhoştum hatırlamıyorum.'a nazire yaparak 'Yaz tatiliydi işte abi yeaa.' demektir.

Ne Zaman Gelir, Nereden Gelir?
Kışın hemen arkasından yaz gelir, çünkü herkes bilir ki aslında bahar diye bir mevsim yoktur; yaratıcılıkta çıkmaza girmiş orta yaşlı şairler tarafından kendilerini tatmin etmek için uydurulmuş çakma bir mevsimdir bahar. Aslolan yazdır.
Yazı getiren birkaç önemli öge vardır, bu konunun turnusol kağıdı ise pek tabii evinizin sevimli blogger'ı Geveze'dir. Şöyle ki, yazın üç belirtisi vardır:
    1. Geveze'yi kana susamış bir sineğin ısırması. -ki iki gece önce gerçekleşti. sağ yanağımda iki savaş yarası taşıyorum, çok havalı ve kaşınıyor.-
    2. Geveze'nin saçma sapan aşık olması. -ki sanatçımın özel hayatı hakkında mülakat vermiyoruz tamam mıa-
    3. Kuzey Yarımküre'nin tenis turnuvalarının başlaması. -ki Monte Carlo'da finale giden son düzlükteyiz, VAMOS RAFAAAA. öhm, turnuva diyorduk diy mi.-
-----------bilgilenelim-----------


Uzun lafın kısası, BAYAA BAYAA YAZ GELDİ OLUUUUUUM!!!BİR!!1!!
Bu da demek oluyor ki The Ultimate Hipster Catcher Trap Project artık bitmeli. Vaktim git gide azalıyor zira.

Şimdi sizi tüm zamanların yaz şarkısı Bananarama - Cruel Summer ile başbaşa bırakıp matematik ödevi yapmaya gidiyorum, zalım dünyaağğğ.


hipster!


benim bir tezim vardı: sahip olmadığın bir şeyi özleyemezsin. yalanmış ya o.



röyksopp - you don't have a clue.
minnak video, kime geldiğini filan hep bildiğini düşünüyorum.
bi de şarkının bir davşan, ciddi ciddi bir davşan tarafından söylendiğini düşünüyorum. bu bir davşan sesi yaa, vallaha öyle.

Mia Magnifica Presenza, Arrivederci!

Son on gündür yanımda bağıra bağıra İtalyanca konuşulmasına doyamadım, dün akşam annemle gidip Magnifica Presenza'yı izledim efendim.
Bu arada çok basit İtalyanca cümleleri anlayabildiğimi de ilan etmekten gurur duyuyorum. -tam bir 'anlıyorum ama konuşamıyorum' oldum. allora diyorum cevaben.- -ciccio 1'e de selamımı çakarım, çocuk on gün boyunca allora diye diye beynime kazıdı zira.-

Herneyse, kısa çizgi arası kaosundan önceki konumuza dönersek, Ferzan'cığım yine güzel eylemiş.
Film bir 'ev bakma' ile başlıyor ki şu hayatta en sevdiğim şeyler listesinde hipster'ların hemen arkasından 5 numarada yer alır malum seremoni. -seranomi diyerek de morfofobik bir sarışını anmak geldi içimden.-
Neden diyecek olursanız, -demeseniz bile paragrafın akışı gereği demiş gibi yapıyorsunuz dear okurlarım- eşyasız evler hayal kurmak için koca koca alanlar demektir. Sizden önce eve bakanları hayal edersiniz, şu pencerenin önünde gülümsediklerine dair bahse girersiniz. Eski sahipleri düşünür, tam buraya bir televizyon izleme koltuğuyla tonton bir dedecik kondurursunuz. -fesat seni. onca zamandan sonra bile dedecik deyince bıyık altından gülüyorsun ha. ayıp. şurda tumblr kızıcılık oynatmadın iki dakika, hemen boz atmosferi.- Sonra sizin olduğunu hayal edersiniz, en sevdiğinizle çekirdek çitleyip Juno izlediğiniz köşecik belirir salonun orta yerinde. Vesaire vesaire.
İşte bu süpersonik girişle olaya hemen dahil oldum, eski evin damask desenli muhteşem duvar kağıtlarına dokundum, tozlu aynalara burnumu dayayıp gözlerimi kısarak baktım. Böyle başlayan bir film kötü olamaz bile demiş olabilirim.

İlk yarı müthiş bir tempoyla aktı. Müzikler, güzel oyunculuklar, minik minik alüzyonlar, travestiler. Aptal bir sırıtışla izliyorsunuz işte. Hani o ana karaktere sarılıp 'Oh, canııııım!' demek istediğiniz filmlerden.
İkinci yarı da tempolu başlasa da ortalara doğru bir parça sarkıyor. Sanki fazla olan bir şey var, makas atıvermek istiyorsun.

Ferzoşumun -samimiyiz imajı vermeye çalışıp tiki kız olmak. ibret için silmiyorum. ferzoşmuş. te allaam.- deyimiyle 'varlık'lar ve ana karakterimizin hayatına sızışları çok başarılı işlenmiş. Kurguda birkaç oyun yapılabilir miymiş, evet yapılabilirmiş. -atilla dorsay sanıyorum kendimi.- Filmin ambiyansı gereği birkaç sahne daha şöyle hoppidi müzikleri kaldırabilirmiş, ama Ferzancığımın dikkati başka yöne çekmemek adına böyle yaptığını düşünüyor ve takdir ediyorum.
Fatihciğimin (Akın) ve Ferzancığımın (Özpetek) bu Sezen Aksu sevdasını pek anlayabilmiş değilim, ama kadın hangi filme bir şeyler yapsa off kıskanmıyorum hayır, fazlasıyla güzel oluyor. Demem o ki Sezen'siz eksik kalırmış biraz.

Oyunculuklara gelince, Cem Yılmaz'ın olduğu her sahnede kıhı kıhı gülen embesil kalabalık sinirimi bozsa da, cast'ta yer alışı bir hoşluk olmuş. Yusuf Antep.
Başroldeki amcamız zaten Ferzancığımın kadrolu oyuncusu. -yine bu kadrolu oyuncu muhabbetinden dolayı gözlerim bir Serra Yılmaz aramadı değil.-
Tiyatro ekibine, kıyafetlerine, mimiklerine ba-yıl-dım. -atilla dorsay strikes again.-
Kuzen çok sağlamdı, onu da beğendim. Café'deki kikirdek kızları bile beğendim.

Sonuç olarak, 8/10. Gidin ve izleyin.


Kübler-Ross Modeli

Çok uzun zamandır bayaa gideri olduğunu düşündüğüm, turkuaz gözlü vatandaş (a.k.a. Mr. Mystery) Star Wars hakkında der ki...
"yha ben onları pek sevmiormda."

 Sonrasında kederin kara perdeleri matem tutan Geveze için Elizabeth Kübler-Ross tarafından açılır...

1. İnkâr
"Yok canıım, Mr. Mystery öyle demedi yaa, yanlış okudum ben. Uykusuzluktan filan da dikkatim acayip dağınık zaten. Gözüm kaydı yanlış okudum, numaram da ilerledi gibi hissediyoruö çünkü. MR. MYSTERY ÖYLE DEMEDİ TAAM MIAAAA!!!1!"

2. Öfke
"EMBESİL HERİF NASIL DERSİN SEN BUNU OOLUM YAA!! O KADAR GİDERİ OLAN Bİ İNSAN STAR WARS HAKKINDA İLERİ GERİ KONUŞAMAZ. ÖYLE APTAL SAPTAL DA MESAJ YAZAMAZ. GİDERİN VAR DİYE İSTEDİĞİNİ YAPABİLECEĞİNİ Mİ SANIYORSUN ANLAMIYORUM. MAL. NEANDERTHAL KILIKLI ŞEY. STAR WARS'A BİR ŞEY SÖYLEMEDEN ÖNCE DÜŞÜNÜP TARTMAN LAZIM TAMAM MI. SENİ VAR YA BEN ÇOK PİS YAPARIM HA."

3. Pazarlık
"Olaya iyi tarafından bakarsak Nickelodeon'un Clone Wars mallığını da sevmiyordur.
Bağlacı bitişik yazmış ama belki de telefonunun boşluk tuşu takıldı o da farkına varmadı. Evet evet aynen böyle oldu. Hatta var ya y tuşu da takılıyor arada, ikisi aynı mesaja denk gelmiş. Ve dahi y tuşu takılıyor diye mesajın başında çok sert bastı, eli kaydı h tuşuna da bastı; yha oldu. Aceleden de ne yazdığını kontrol edemedi, bu haliyle yollayıverdi. Sonra pişman olmuştur zaten.
Hem belki 4-5-6-1-2-3 sırasıyla izlemediği için, öyle zınk diye 1'den başladığı için sevmedi, kalanını da izlemedi. Tabii. Yoksa hepsini izlese sever. Sever çünkü yoksa. Gideri de var ynai, sevmesi lazım."

4. Depresyon
"Hühühüüüü. Gidin başımdan bi yaa. Hüğaaa. Çok mutsuzum. Sen tam git yeterince zeki ve gideri olan bi erkekle tanıştım de... Çocuk bağlaçla hal ekini ayıramayan, sinema zevkinden yoksun, eline imla kılavuzu değmemiş bir hödük çıksın. Kendimi kandırılmış hissediyorum. Çikolata yemem lazım. Hğüğaaa. İnanamıyorum yaa.
Piyasada adam yok adam. Yok yani. Dedim önce insan olsun, sanattan anlasın. Gitti odun çıktı ha. Hühüvaaağ. Beni taşıyabileccek birini arıyorum, sezonluk tiyatro biletleri olan biri. Yok ama yaa yok mık yok yani. Ühüüüüüüühahüühaaaaa. Çikolatam da bitti zaten. Kimse beni anlamıyor. Çok çirkinim. Kafka da öldü zaten. Chabrol öldü yaa Chabrol. ADAM GİBİ ADAM YOK BU DEVİRDE ÜHÜHÜÜHÜHÜHÜHÜHÜHÜ.ÇİKOLATALAR DA GÜZEL DEĞİL ZATEN MIK!"

5. Kabul
"Tamam yaa. Bu sefer de olmadı. Onun suçu değil, ben standartları hayvani yüksekte tutuyorum. Zerdüşt'ten alıntı yaptığımda bilecek, yaptığım esprileri anlayacak biriyle tanışsam hayat daha güzel olurdu; evet. En azından hal ekiyle bağlacı ayırabilen biriyle tanışsam uuu hayat tam süper olurdu. Ama bu haliyle de yetinebilirim sanıyorum. Yani son 16 senem pek de kötü geçmediğine göre idare edebilirim.
İnancımı kaybetmiyorum, daha zeki erkekler var piyasada. Sadece default kızlardan korkup kamufle olmuşlar. Nihohahah, kaçabilirler ama benden saklanamazlar!"



Mr. Mystery'yi harcayış öykümü okudunuz efendim.

Love Love Love Me Do

Hep berbaber dinliyoruz, hadbakalım dear okurum hadbakalım! -yaa diyorum ben size, kafkas balkan yunan gypsy böyle komple karışığım ben. hepisine deli oluyorum böyle bi muhteşemlik yok yaa. herneyse dinliyoruz efendim.-



*Geçen gün bir arkadaşım (16) 'yüzüp yüzüp kuyruğuna gelmek' deyimindeki 'yüzme' olayının deri yüzme olduğunu öğrendi. Oh mon dieu, çocuğun yüzünde bir aydınlık, bir aydınlık amanın yahu. Arkasında dans eden havariler, 'hoooo' diye vokal yapan keşişler, kafasındaki hale. Amanın yani. Aydınlandı çocuk.

*Layf iz layf.

*İki yazıdır Uganda diyorum da, ufaktan bir tırsmıyor değilim hani dear okurum. Bir durum olursa birbirimizi tanımıyoruz tamam mı.

*İkili üçlü ilişkiler projemizde -evet adı bu hallalllaaa. müdür öyle uygun gördü.- son düzlüğe geldik. Vatana millete hayırlı olsun.

*Şu sıra beklentisi içinde olduğum şeyler 'Hoca sözlülere 100 100 verse...' ayarında. Bir gerçek olursa var yaa.. Uhuuvv diyorum sana okurum canım. UHUVVVV.

*Yaptığım playlistteki özellikle sevdiğim şarkıları en az üç defa dinlemeden sıradakine geçemiyorum. -listede sadece çok sevdiğim şarkılar varsa bitiş çizgisini göremiyoruz. zırt pırt 'şunu bi daha dinleyeyim yeaaa' diyorum çünkü.-

*John Travolta da tipsiz adam halbuse.

*Yeşil gözün de mavi göze yakın bir gideri olduğunu tespit ettim geçenlerde. Ama o muhteşemsonik yeşil gözleri olan çocuk tam bir embesil çıkınca vazgeçtim. -off bu olay var ya.. tam bi hayal kırıklığı. sen o kadar yakışıklı çocuk git.. hofff yaa.. talihsiz beyanat resmen, içim yanıyo içim. neyse bundan bir yazı çıkarırım ben, burada heba etmeyeyim. devir ekonomi devri.-

*Sinema okulları niçün bu kadar pahalı anlamıyorum. Yani çıkışta -dizginlenemeyen şiddetin okul çıkışına çağrısı gibi oldu ama onu kast etmiyorum şu anda.- bir Truffaut oluşumuzu garanti ediyorsunuz sanıyordum, geçen sordum yokmuş öyle bir şey. E ne ayaksınız o zaman siz?

*97liler, evladım çok afedersiniz de salak mısınız ya siz? Salak mısınız doğru söyleyin çocuğum. Hayır geçenlerde sizden bir grup okuldaki banklara çöreklenmiş teneffüste. Bildiğin çöreklenmiş çünkü, oturmamış. Öyle oturulmaz, oramızla oturmuyoruz biz. Dedim ne yapıyor ya bunlar böyle, ne biçim oturuyorlar. Meğersem biraz yüksek sesle söylemişim bunu ben. Duyan 97liler popolarıyla oturmak yerine.. GÖMLEKLERİNİN YAKALARINI DÜZELTTİLER. Yavrucum evlatcım bir daha soruyorum, siz salak mısınız? Aklınızı başınıza toplayın rica edicem. Haydi bunu sineye çektim diyelim, 'Telefonunu ver o zaman bana, ben seni ararım." diyerek ad aktarması yaptığım 97li niye telefonunu elime tutuşturdu? NİYE?
GDO mu yedirdiiler evladım size? Nesil git gide bozuluyor dedilerdi de inanmadımdı. Doğruymuş. Tüm bunların üstüne bugün Yoko Ono'nun gayet de iyi biri olduğunu söyleyip, Teoman'ın müziği bırakmasının mantıklı olduğunu savunan akranınız ayar etti beni. Bozulmuşsunuz evladım siz.
Tedavülden kalkmanız lazım ha artık. ÇOK OLUYORSUNUZ ÇÜNKÜ SİZ. BİR BÜYÜĞÜN YANINDA BÖYLE TERBİYESİZCE ŞEYLER SÖYLENMEZ. BİR BÜYÜK BÖYLESİNE SİNİRLENDİRİLMEZ. ADAM OLUN.

*Sirtaki yapasım var şu anda.

*Tanımadığım numaralar arayınca o çağrıya cevap vermem. Bu konuda da çok ama çok inatçıyım. Yemekteyken biri 8 defa aradı ve açmadım. Yine olsa yine açmam. Mesaj atsın okurum. Ama bizzat numaramı vermediğim insanın telefonunu açmam. Manyağım çünkü. Açmam arkadaşım yaa.

*Pipo istiyorum.

*Tırnaklarım kestikten sonra acıyor yahu.

*Dedikoduyu bırakmaya karar verdim. Nalet şey nasıl kanıma işlemiş öyle. Öksürsem dedikodu çıkıyor ağzımdan. Ne pis bir insan oldum böyle yarabbi.

*Bana trip atan maceracı. Ağzının yerini değiştiririm senin. Şu hayatta en katlanamadığım şey bana trip atılması. Öyle iğneli laflar, ucuz ucuz sataşmalar. Kızmakta haklı olabilirsin, ama trip atmakta asla haklı olamazsın. Çok pis bozarım seni. Gerçekten. Bil diye söylüyorum, tehdit filan değil yani. Öperim.

*Uff ne atarlandım ha. Ağır abla oldum adeta. Ama çok sinirleniyorum okurcum yaa böyle tiplere. Acayip sinirleniyorum yani. Bak elim ayağım titredi.

*Fransızcacı yokluğumu fırsat bilip fütür proş işlemiş. Selamlar.

*Bahar da geldi ciddi ciddi.

*Sevgilisinden ayrılacak arkadaş yardım istedi. Dedim aktörün arkasındaki ses olayım, ayrılma metnini yazayım. Tamam dedi. Uğraştım didindim de eserimi beğendiremedim.
"Ay bu In Love'ın frambuazlısını da pek severim. Hay bin kunduz, görüyor musun bitiverdi. Vallahi her şey bitiveriyor. Lost bitti mesela. Nasıl bitirecekler dedik dedik de, vakti gelince nasılını düşünmeden bitiriverdiler. Harry Potter bitti keza. Koskoca kış bitti mesela. Düşün, kış yani. Sen git onca ağacı soy, kar yağdır bizi maymuna çevir. Sonra da bit. O ihtişam, fısss diye sönüverdi. Bitti yani. Bitiyor çünkü her şey.
Bil bakalım başka ne bitti? :))))))) :))))))))) :))))))))) :))))) ehehe"
Hayır çok da güzel olmadı mı? Bence gayet güzeldi yani. Hah.

*Antivirüs programımın lisans süresi dolmak üzere. Çok gerginim çok.

*Odamın perdeleri değişti, bir ferahladım.

*Reosta dünyanın en güzel şeyi olabilir. Evet evet, dünyanın en güzel şeyi. -fazla ışıktan nefret ediyorum. loş olsun her yer. loploş. lomloş. lokloş losloş.-

*Fazla ışık asabiyet yapıyor bende.

*Erken kalkmak da asabiyet yapıyor bende.

*Çikolatayı çok seviyorum.

*Ece tuhaf bir isim. Şimdiye adar tanıdığım bütün Ece'ler tuhaftı.

*Gülten Dayıoğlu'nun Ece'li bir kitabı vardı ay ne kötü kitaptı o ya. Off çok fenaydı. Başka Gülten Dayıoğlu'na dokunamdım ben o kitap yüzünden. Of diyorum, çok kötüydü.

*Kız Kardeşimin Hikâyesi'nin filmi kitabından çok değişik mi?

*Çok sesli şeyleri çok seviyorum.

*Teoman'ın son albümünün bir şifresi olduğunu iddia edişim beni hasta ruhlu bir manyak yapmaz. Hiç de yapmaz efendim. İddia ediyorum albümde bir tuhaflık var. Hakikaten var.

*Teoman da nice zamandır ortalıklarda yok değil mi.

*Burada Teoman'dan yeterince bahsedersem tanışabileceğimize inanıyorum.

*Tırnaklarım acıyor.

*Rüyamda Rachmaninoff'u gördüm ama fonda Beatles'ın Love Me Do'su çalıyordu. Nasıl yorumlanır acaba?

*Simsiyah bir kedi istiyorum. Simmmsiyah, kadife gibi. Velvet çok muhteşem bir kelime değil mi? Kadifeye uyuyor gibi, ama uymuyor gibi de. Acayip güzel bir hissi var. Velvet. Söyledikçe söyleyesin gelmiyor, bir kere söylüyorsun ve çok güzle hissettiriyor. Ay iyice Feriştahland oldu bu madde.

*Kedimin adını Bertold koyabilirim. Ya da Franz. Bilemedim şu an.

*Bertold güzel bir isim aslında.

*Geçen gün -iyi ki geçen gün var yoksa zamanda kaybolacakmışım.- yine işsiz güçsüzüm, elimde çiçekle geziniyorum. Sen Ömer gel, dann diye 'Cherry blossom!!!!!!' de ve kaç. Çiçekten soğudum.

*Aynı Ömer fondotenle göz altı kapatıcısını da ayırt edebiliyor. Gayet de maskülen, hetero bir arkadaşımız. Korkutucu değil mi?

*Gecenin bu saatlerinde saçım harikulade görünüyor. Sabahları da medusa gibiyim, ne hoş ne hoş.

Afrika'yı Keşfettik, Koşun!!1!

  Efendiiim, üstünüze afiyet inanılmaz bir şey olmuş ya geçtiğimiz aylarda. Vay anasını dedim yani, bravo. Dedim teknoloji filan hep almış yürümüş yani, bizim zamanımızda hiç yoktu bunlardan. Sen git.. Hay allaam yani. Şaşkınlığımı gizleyemiyorum yahu.
   Sen git, elin Amerikalısı bizden önce davran... Kaç kilometre öteden dibimize gel... Hayallaaaamyaniii.. Okyanusun te ordan gel.. Afrika'yı keşfet!!!!1!
21. yüzyılın 2012'sinde olacak iş değil yahu. Olacak iş değil.
Dumurlardan dumurlara demir atıyorum şu anda. Vay anasını yahu, vay anasını. Amerikalılar Afrika'yı keşfetmiş!






Şaka bir yana; evet, Kony ilk değil. Ama elimizden geleni yapalım ki son olsun.
Videonun maalesef Türkçe altyazısı yok. -aslına bakarsanız hiçbir dilde altyazısı yok. madem dünya çapında farkındalık yaratmak istiyorsunuz, dil desteği bulun kendinize. o kadar da zor değil hani. ben mesela türkçe ve ispanyolca altyazı desteği sağlarım.-
Ama ailenizin blogger'ı, şirinlik muskası ben şimdi özetliyorum kısaca.


Efendim, Afrika'nın göbeğinde faaliyet gösteren LRA diye bir oluşum var. -burada vikipedi maddesi var ama ingilizce. aslında bunu çevirebilirim ben. evet yaa çevireyim bunu ben.-
Açılımı Lord's Resistance Army. Tanrı'nın Direniş Ordusu.
Vikipediciğimize göre bir grup Acholi'nin Uganda devletine karşı, daha doğrusu Uganda devletinin onları diğer etnik gruplardan tecrit etmesine karşı oluşmuş bir orduymuş. İdeolojileri mistizm, Acholi milliyetçiliği ve Hristiyan köktendinciliği -fundamentalism- imiş.
Buraya kadar sana öyle aman aman yamuk gözüken bir şey olmadığ değil mi dear okucuğum? Ahay, sürprizi sona sakladım ben: Ordu, ailelerinden ve evlerinden zorla koparılmış ÇOCUKLARDAN oluşuyor.


Evet, bu hasta herifler köylere baskın yaparak çocuk topluyorlar. Daha doğru bir söyleyişle, çocukları kaçırıyorlar.

Victims of LRA attacks
bu kızcağızın köyüne saldıran LRA yeterince tatmin olmamış olacak ki,
miniğe bir hatıra bırakmış: yanık bir kol.


kony dediğimiz sapık, manyak, hasta herif bu.
  Evet evet, bayaa kalem tutamayan çocukların silah tuttuğu bir direniş ordusundan bahsediyoruz burada. Sapık bir herifin (Kony, solda) teki tarafından sahip oldukları her şeyden uzaklaştırılmış, saçma sapan amaçlar için kullanılan çocuklardan bahsediyoruz.
Evet, sapık herifimiz Kony, The International Criminal Court'ta -manyak suçlular süperligi- bir numara.
  Ama adam hak etmiş yani, iyi çalışmış. Ciddi çalışmış hasta herif, LRA hakkındaki raporlarda cinsel taciz, yamyamlık, cinayet, adam kaçırma, mutilasyon -mutilasyon: vücudun belli bölümlerini bozma, tahrip etme, sakat bırakma. özellikle önemli bir organı çıkarma veya bozma sonucu kişiyi sakatlama. gözünüzde canlanmadıysa ha burada ve burada birer örneği var. okurlarımın yaş ortalaması pek de yüksek olmadığından buraya koymamayı uygun gördüm.- gibi maddeler bulunuyor.

asker. kurban. çocuk. asker çocuk. kurban çocuk asker.

tipe bak yaa. aferin joseph kony, aferin. iyi halt ediyosun. embesil.

Düşünün bir, seks kölesi yapılan çocuklar, cinayete zorlanan çocuklar, ameliyat edilerek yüzleri gözleri dağıtılan çocuklar. Kanınız donmadı mı? -ben makaleyi okurken birkaç paragrafta bir küfür etmek için ara vermiştim. ne manyaklar var dünyada yaa. hof.-
Tüm bunların arkasında olan -en azından öyle olduğu iddia edilen- Kony, kendini mistik ruh, Tanrı'nın eli, Tanrı'nın gölgesi, mukaddes ordunun kumandanı gibi bilimum sıfatlarla yücelterek insanların beynini yıkıyor.

Kony kimdir nedir öğrendiğimize göre Invisible Children Inc. nedir, onu konuşalım. 2004'te LRA'ya karşı çalışmak için kurulmuş, gönüllülük esasına dayanan aktivist grup. Kısaca bu.
http://www.youtube.com/user/invisiblechildreninc  Youtube kanalları.
http://www.invisiblechildren.com internet siteleri.
http://www.facebook.com/invisiblechildren fbook sayfaları.
Grup ABD hükumetini taciz ederek -mektupla, maille, telefonla vesaire.- Afrika'ya operasyon düzenlenmesini sağladı. ABD tarihinde ilk defa, devlet halkın isteği doğrultusunda askeri operasyon düzenledi ki bu kesinlikle küçümsenemeyecek bir olay. Amerika, Kony'yi tutuklamak için Afrika'ya asker gönderdi.
Operasyonun başarıya ulaşabilmesinin önünde de ufak bir engel var: İnsanlar Joseph Kony'yi, o manyak sapığı tanımıyorlar. Adam bir nevi görünmez. Bu yüzden kolaylıkla Afrika'nın ormanında, dağında taşında takılıyor. Belki de ülkeden ülkeye kopuşlarda.
Bu yüzden Invisible Children Inc. KONY2012 diye bir eylem başlattı.
Benim de dear okurumun kafasını ütüleme sebebim bu. Kony'yi meşhur yapıyoruz!
Twitter'da bir hashtag başlatıldı, #MAKEKONYFAMOUS
Kony 2012 için bir internet sitesi kuruldu: http://www.kony2012.com/
Bir de Action Kit'ler satıyorlar efendim, 30$ idi yalnış hatırlamıyorsam. İçinde bileklikler ve posterler var, sağa sola asıyoruz Kony'yi.

Bildiğim kadarıyla deli gibi para topladı bu Invisible Children Inc. Dilerim ki o paralar hakikaten iyiye kullanılsın, Amerika'nın haldır huldur barış harekatı yapışı öncelikler gibi olmasın.
Tamam, hepimiz biliyoruz ki kimse çıkarı olmadan bir işe girişmez.
Ama an itibariyle bu istismar edilen çocuklar için yapabileceğimiz en faydalı iş Kony embesilini meşhur yapmak ve dua etmek.
Haydin selametle kalın.