Ben de Yorgunum Lucian
Gelecek birkaç günün şarkısı Britanya semalarından gelsin okurun dibi.
Kendine iyi bak.
İçimdeki Weirdo Aşkı Bambaşka
Özlediniz mi beni Johnlarım Lennonlarım. -edip edebileceğim en büyük iltifattı bu. şimdi sükutla kabul ederseniz... rica ederim.-
İyi güldüm ben buna. Arkadaki creepy Maykıl fotoğraflarına baktıkça gülüyorum zaten.
Est. Alumni'a dikkat ama.
Bir de bunu yapmışlar Superbad ekibi olarak ki -pek tabii- yine güldüm.
Leave Michael alone!!! :'((((((
Yine başı gözü ayrı yerlerde bir yazı yazdım, çok kıvançlıyım. Burada ne anlattım, ne anlatmak istedim, neden istedim hep karanlık noktalar. Cevapları ararken size eşlik etsin diye ulu Eisencera'yı bırakıyorum ardımda.
Kendinize iyi bakın. Etrafınızdaki yalnız, mutsuz; ilgiye ve sevgiye aç ergen kızlara da çok iyi davranın.
Bugün de kısmetse size özenle besleyip büyüttüğüm weirdo sevgimden bahsetmeyi planlıyorum.
HAZIR MISINIZ ÇOCUKLAAAAR?
SİZİ DUYAMADIIIIM?
UUUUUUUUUUU! -artık süngerbob referanslı komiklikler deniyorum.-
Öncelikle weirdo'yu sevgili Türkçemize kazandırmak istiyorum. El ele verirsek altından kalkarız.
Ucube demişler, ben çok uyuz buldum. Tuhaf demişler, sevmedim.
En güzeli 'değişik' bence. Hatta birazcık deforme edelim, 'değişikli' diyelim. Budur. Değişikli. -nerede aptal kelime, orada geveze.-
Bu değişikli sevgimin kökenine inersek muhtemelen Amerikan bağımsız sineması fırtlar. Hep o 'gençlik filmleri' filan. Mesela Juno muhtemelen nirvanasıdır bu manasız sempatimin.
Verdiler yumuşak ışıklı, indie müzikli görüntüyü, verdiler utangaç, sevimli, şaşkın çocuğu, verdiler saçma sapan diyalogları na böyle beynime beynime; sonra da neden böyle oldu. Neden acaba? -hep sinemada yeni arayışlar yüzünden!!!!!1!-
Demem o ki, yüksek dozda işlevsiz ama sevimli film izleyen herkes değişikli çocuk sevmeyle sonuçlanan habis hastalığın virüsünü kapar azizim, herkes.
Bu değişikli çocukların en meşhuru, en para kıranı da -yine kanada'nın dünyaya armağanı- Michael Cera'dır herhalde. -kanada'nın dünyaya armağanlarından seçkiler: justin bieber, brian adams, celine dion, carly rae jepsen, michael cera. kanada neden kendi kendini feshetmiyor hep merak etmişimdir. yani bir yerden sonra 'bizden de hiç ülke çıkmazmış, olmamışız biz. bırakıp gitme vaktidir a dostlar!' demeleri de lazım çünkü.- -fakat kanada şakasını da yaptım, nassıl amerikan rüzgârları esti burada püfür püfür.- -düşündüm de ben bundan da bir yazı çıkartırım ha. huhuv.-
Bu arada Maykılcığımı Jesse Eisenberg'le (a.k.a. feysbukun sahibisi çocuk) karıştıran enteresan bir kitle de yok değil. -jesse de değişikli ve sevilesi fakat. bir yazıyı da ona ayırayım ya ben. evet.-
| jesse (soldaki) bir kolej bebesi imajı çizerken maykıl (inanmazsın, sağdaki) mutaassıp bir meslek liseli gibi. bıyık ekle bıyık. ince gördüm çünkü. |
Tam BİR, hakikaten BİR karakter oyuncusu olan Maykılcığımla nassıl dalga geçtiklerini anlatamam. Geçen gün aşağıdaki videoyu gördüm ve dedim ki bunu blogumda yazmam lazım. Kesinlikle yazmam lazım.
İyi güldüm ben buna. Arkadaki creepy Maykıl fotoğraflarına baktıkça gülüyorum zaten.
Est. Alumni'a dikkat ama.
Bir de bunu yapmışlar Superbad ekibi olarak ki -pek tabii- yine güldüm.
Leave Michael alone!!! :'((((((
Yine başı gözü ayrı yerlerde bir yazı yazdım, çok kıvançlıyım. Burada ne anlattım, ne anlatmak istedim, neden istedim hep karanlık noktalar. Cevapları ararken size eşlik etsin diye ulu Eisencera'yı bırakıyorum ardımda.
Kendinize iyi bakın. Etrafınızdaki yalnız, mutsuz; ilgiye ve sevgiye aç ergen kızlara da çok iyi davranın.
| bütün-haşmetiyle-karşınızda-eisencera! |
'ilginç' is the new 'seksi'
En büyük nefret duyduğum aya geldik ve ben 'Kasımda aşk başkadır.'la kusacak kadar doluyum.
Bir yavşak daha ağzını yaya yaya bu habis cümleyi kurarsa yemin ederim ki elimden alamayacaklar, parçalarına ayıracağım. Hayır başkadır da sana mı başkadır hormondan beyni sulanmış ergen? Twitter'ında, Tumblr'ında flu fotoğrafların üzerine yazılmış sözümona romantikli güfteler paylaştığın için mi başka sana kasımda aşk? Bi anlat bana, rica ediyorum anlat. Kızmayacağım ya, söz. -yalan. bitchslap'in alâsını yapacağım. ama yine de gelsinler adam gibi anlatsınlar yani, dinlerim. dinledikten sonra okurum canlarına.-
Hadi bu tipitiplere tahammül ediyorum bir şekilde, birisi 'Kasımda...' dediği an ortamı terk ediyorum ya da algı kapılarımı kapatıyorum -huxley'nin kitabını okuduğumdan beri algı kapıları demek için göbeğimi yırttım, şimdiye kısmetmiş. nasıl mutluyum şu an.- da kendimi koruyorum. Ama o ağaç arkasından fırlayan, sote bankları kapatan, sosyal ağlarda sevgi pıtırcığı paylaşımlar yapan çiftler ciddi anlamda sebebim olacak dear okurum.
Hele hele on üçüncü, on beşinci, ve dahi on sekizinci -askerlik yapıyor ya insanlar o sürede, ömrü on sekiz ay olan devletler var tarihte. on sekiz ay nedir liseli çift, NEDİR YANİ?!!!!!- aylarını kutlayan çiftler var çevremde; ne zaman görüş alanıma girseler o bitmek tükenmek bilmeyen, sırıtış destekli 'aşkıaam'larıyla, elim ayağım titriyor. Hayır hayatının aşkını lisede bulmuş olabilirsin ki bu başlı başına dehşet verici bir durum olsa da vakur duruşumu bir şekilde korurum; ama biz ölümlülere, kedili kadınlara yapılmaz ki bu göze göze sokma eziyeti. -adeta bir hain düşman al sana bombe haykırışı.-
BİR YERDEN SONRA BEN DE ÜZÜLÜYORUM ÇÜNKÜ, OLAN VAR OLMAYAN VAR ARGADAŞIM. OLAN VAR, OLMAYAN DAHA ÇOK VAR.
Zaten bu kadın erkek ilişkilerinin dinamiğini de tam olarak çözebilmiş değilim, kafam çok karışık.
Her konuda olduğu gibi bu konuda da ana akımdan kulaç kulaç uzak seçimlerim 'Zevksiz miyim ya ben?' diye düşündürmüyor değil.
Tanıdığım bütün kızlardan şuku alan bir adamı hiç beğenmemem -eblehti bence biraz.- son vukuatım. Adam suratına suratına salak minvalinden imalarda bulunulmasına öylesine alışkın değilmiş ki, bönlük krizinden ölmesine ramak kaldı. Neyse ki başka kızlarla göz göze geldi de aldığı yüksek miktarda hayran bakış sayesinde kefeni yırttı. -ve dahi arkadaş çevremdeki herkesin, istisnasız herkesin nefret ettiği arıza birini beğenmem de bu krize tüy dikti.-
Bunu neden anlattığımı beş dakika kadar düşündükten sonra başlıktaki konuya gelebilirim.
Bizim sınıfta narsist bir arkadaş var, böyle aygır gibi kolları var filan. Fitness sapığı. Kendi aramızda Yakup diye çağırıyoruz.
Geçen Dil Anlatım dersinde mektup yazıyoruz ilkokul çocukları gibi. Bu Yakup Macaron'uma yazdı mektubunu, sonra ruj sürüp öpücük kondurdu sayfanın sol alt köşesine.
Ben de terbiyesizce dalga geçtim kendisiyle. -çünkü dudakları şöyle: {) yıllar boyunca saksafon çalmanın deformasyonu, ortasında boşluk var. eheh. ama ayıp tabii benim yaptığım.- Bunu üstüne kendisini savunmak için mektubu neden Macaron'uma yazdığını ve neden öpücük kondurduğunu anlatmaya çalıştı:
-Çünkü Meltem çok....-uzun uzun düşünme- İlginç bir insan.
-İlginç? Öpücüklü mektupla ilgincin ne alakası var ya?
-İlginç ya, o yüzden rujlu, öpücüklü filan.
-AHAHAHAHAH Yakuuup seksi diyemiyorsun değil mi ahahhahahahah.
-Hayır yaa, diyebiliyorum ki ben. Derim yani.
-Ne diyebilirsin?
-Onu derim yani, neden diyemeyeyim ki.
-De lütfen, lütfen de.
-Meltem çok.... Seksi bir insan. -bunu derken kızardı ve dahi öyle fısıltıyla söyledi ki dudaklarını okumak zorunda kaldık.-
Velhasıl kelam, benim arkadaş grubumda 'ilginç' is the new 'seksi'.
Ha bunu neden anlattım, -ara ara reality check tadında kendi kendime sorular soruyorum ki konudan sapmayayım.- çünkü bence ilginç zaten hep seksidir. Benim mütemadiyen değişik değişik adamları beğenmemin altında yatan sebep de budur.
Ama bu ilginç adamlar o kadar ilginçtir ki, inanılmazlık sınırında arızadırlar. Arızalıkları arttıkça daha da 'the new seksi' olurlar. Ve insanı kasım ayından soğuturlar.
Bir yavşak daha ağzını yaya yaya bu habis cümleyi kurarsa yemin ederim ki elimden alamayacaklar, parçalarına ayıracağım. Hayır başkadır da sana mı başkadır hormondan beyni sulanmış ergen? Twitter'ında, Tumblr'ında flu fotoğrafların üzerine yazılmış sözümona romantikli güfteler paylaştığın için mi başka sana kasımda aşk? Bi anlat bana, rica ediyorum anlat. Kızmayacağım ya, söz. -yalan. bitchslap'in alâsını yapacağım. ama yine de gelsinler adam gibi anlatsınlar yani, dinlerim. dinledikten sonra okurum canlarına.-
Hadi bu tipitiplere tahammül ediyorum bir şekilde, birisi 'Kasımda...' dediği an ortamı terk ediyorum ya da algı kapılarımı kapatıyorum -huxley'nin kitabını okuduğumdan beri algı kapıları demek için göbeğimi yırttım, şimdiye kısmetmiş. nasıl mutluyum şu an.- da kendimi koruyorum. Ama o ağaç arkasından fırlayan, sote bankları kapatan, sosyal ağlarda sevgi pıtırcığı paylaşımlar yapan çiftler ciddi anlamda sebebim olacak dear okurum.
Hele hele on üçüncü, on beşinci, ve dahi on sekizinci -askerlik yapıyor ya insanlar o sürede, ömrü on sekiz ay olan devletler var tarihte. on sekiz ay nedir liseli çift, NEDİR YANİ?!!!!!- aylarını kutlayan çiftler var çevremde; ne zaman görüş alanıma girseler o bitmek tükenmek bilmeyen, sırıtış destekli 'aşkıaam'larıyla, elim ayağım titriyor. Hayır hayatının aşkını lisede bulmuş olabilirsin ki bu başlı başına dehşet verici bir durum olsa da vakur duruşumu bir şekilde korurum; ama biz ölümlülere, kedili kadınlara yapılmaz ki bu göze göze sokma eziyeti. -adeta bir hain düşman al sana bombe haykırışı.-
BİR YERDEN SONRA BEN DE ÜZÜLÜYORUM ÇÜNKÜ, OLAN VAR OLMAYAN VAR ARGADAŞIM. OLAN VAR, OLMAYAN DAHA ÇOK VAR.
Zaten bu kadın erkek ilişkilerinin dinamiğini de tam olarak çözebilmiş değilim, kafam çok karışık.
Her konuda olduğu gibi bu konuda da ana akımdan kulaç kulaç uzak seçimlerim 'Zevksiz miyim ya ben?' diye düşündürmüyor değil.
Tanıdığım bütün kızlardan şuku alan bir adamı hiç beğenmemem -eblehti bence biraz.- son vukuatım. Adam suratına suratına salak minvalinden imalarda bulunulmasına öylesine alışkın değilmiş ki, bönlük krizinden ölmesine ramak kaldı. Neyse ki başka kızlarla göz göze geldi de aldığı yüksek miktarda hayran bakış sayesinde kefeni yırttı. -ve dahi arkadaş çevremdeki herkesin, istisnasız herkesin nefret ettiği arıza birini beğenmem de bu krize tüy dikti.-
Bunu neden anlattığımı beş dakika kadar düşündükten sonra başlıktaki konuya gelebilirim.
Bizim sınıfta narsist bir arkadaş var, böyle aygır gibi kolları var filan. Fitness sapığı. Kendi aramızda Yakup diye çağırıyoruz.
Geçen Dil Anlatım dersinde mektup yazıyoruz ilkokul çocukları gibi. Bu Yakup Macaron'uma yazdı mektubunu, sonra ruj sürüp öpücük kondurdu sayfanın sol alt köşesine.
Ben de terbiyesizce dalga geçtim kendisiyle. -çünkü dudakları şöyle: {) yıllar boyunca saksafon çalmanın deformasyonu, ortasında boşluk var. eheh. ama ayıp tabii benim yaptığım.- Bunu üstüne kendisini savunmak için mektubu neden Macaron'uma yazdığını ve neden öpücük kondurduğunu anlatmaya çalıştı:
-Çünkü Meltem çok....-uzun uzun düşünme- İlginç bir insan.
-İlginç? Öpücüklü mektupla ilgincin ne alakası var ya?
-İlginç ya, o yüzden rujlu, öpücüklü filan.
-AHAHAHAHAH Yakuuup seksi diyemiyorsun değil mi ahahhahahahah.
-Hayır yaa, diyebiliyorum ki ben. Derim yani.
-Ne diyebilirsin?
-Onu derim yani, neden diyemeyeyim ki.
-De lütfen, lütfen de.
-Meltem çok.... Seksi bir insan. -bunu derken kızardı ve dahi öyle fısıltıyla söyledi ki dudaklarını okumak zorunda kaldık.-
Velhasıl kelam, benim arkadaş grubumda 'ilginç' is the new 'seksi'.
Ha bunu neden anlattım, -ara ara reality check tadında kendi kendime sorular soruyorum ki konudan sapmayayım.- çünkü bence ilginç zaten hep seksidir. Benim mütemadiyen değişik değişik adamları beğenmemin altında yatan sebep de budur.
Ama bu ilginç adamlar o kadar ilginçtir ki, inanılmazlık sınırında arızadırlar. Arızalıkları arttıkça daha da 'the new seksi' olurlar. Ve insanı kasım ayından soğuturlar.
Bir Mandalina Yedim, Hayatım Değişti
Geçen ben yine gaza gel, allaaam bir gaza gel ama, öyyyle böyle değil. Ben git, hayatımı değiştireceğim diye, allaam bak bak kafaya bak, hayatımı değiştireceğim diye radikal radikal şeyler yap.
Ben git mesela, sabahları pilates yapıp Seda Sayan izle, boş vakitlerinde Kral TV gözlemle. -gurur duymuyorum, bu arayış dönemimdi.-
Sonra ben git kahvesever olmayı dene, her gün süte damlatılmış kahve iç, agresyon katsayısını kökle. -içimdeki emmi öyyyle bir yer etmiş ki, olmadı olamadı kahveyle ilişkimiz. o minnak kahve nasıl bir sinirlilik yapıyor yalnız, 16 yıldır kendimi böyle atarlı görmemiştim.-
Ben, ben git, Korece öğrenmeye çalış. -kuzeyde devrim yapacaktım, ideal ülkeyi yaratacaktım. alfabeyi öğrendikten sonra düşündüm de bahçıvanlığın insanlığa katkısı daha büyük olacak. şu sıra çim adam yetiştiriyorum. ismi elton john, sir elton john. çok komikli bir insan değil miyim allaseniz yaa.-
Sonra git, felsefe gurusu olacağım diye 4 saat 28 dakika, hiç mola vermeden Spinoza okuyup ağla. -psikolojim bozuldu yahu. bildiğin bozuldu yani.-
Ve dahi git, füzyon mutfağı adı altında katliamlar yap, çok güzel oldu diye diye yiyip mideyi ıskartaya çıkar. -sevgili mısır ununa bulanıp kızartılmış ton balığı ve kaymakla tatlandırılmış cips tanecikli soya fasulyesi, bana çizgiyi çekmem gereken yeri öğrettiğiniz için size şükranlarımı sunuyorum. inanır mısınız, bütün le cordon bleu de size minnettar.-
Tüm bunlar yetmezmiş gibi Madonna kolları için damacana kaldır, omzunu incit, silkelen ve kendine gel.
Neticede hayatım eskisi gibi duruyor, sadece bir iki yerinde çizik ve bir buhranla açılmış twitter hesabı var. Şu günlerde yaptığım en ekstrem şey ise telefonumu bilgisayardan güncellemek. -yalnız yeni android çogzel olmuş he. oyhş.-
Hepinizi öperün kulacıklarınızdan.
Ben git mesela, sabahları pilates yapıp Seda Sayan izle, boş vakitlerinde Kral TV gözlemle. -gurur duymuyorum, bu arayış dönemimdi.-
Sonra ben git kahvesever olmayı dene, her gün süte damlatılmış kahve iç, agresyon katsayısını kökle. -içimdeki emmi öyyyle bir yer etmiş ki, olmadı olamadı kahveyle ilişkimiz. o minnak kahve nasıl bir sinirlilik yapıyor yalnız, 16 yıldır kendimi böyle atarlı görmemiştim.-
Ben, ben git, Korece öğrenmeye çalış. -kuzeyde devrim yapacaktım, ideal ülkeyi yaratacaktım. alfabeyi öğrendikten sonra düşündüm de bahçıvanlığın insanlığa katkısı daha büyük olacak. şu sıra çim adam yetiştiriyorum. ismi elton john, sir elton john. çok komikli bir insan değil miyim allaseniz yaa.-
Sonra git, felsefe gurusu olacağım diye 4 saat 28 dakika, hiç mola vermeden Spinoza okuyup ağla. -psikolojim bozuldu yahu. bildiğin bozuldu yani.-
Ve dahi git, füzyon mutfağı adı altında katliamlar yap, çok güzel oldu diye diye yiyip mideyi ıskartaya çıkar. -sevgili mısır ununa bulanıp kızartılmış ton balığı ve kaymakla tatlandırılmış cips tanecikli soya fasulyesi, bana çizgiyi çekmem gereken yeri öğrettiğiniz için size şükranlarımı sunuyorum. inanır mısınız, bütün le cordon bleu de size minnettar.-
Tüm bunlar yetmezmiş gibi Madonna kolları için damacana kaldır, omzunu incit, silkelen ve kendine gel.
Neticede hayatım eskisi gibi duruyor, sadece bir iki yerinde çizik ve bir buhranla açılmış twitter hesabı var. Şu günlerde yaptığım en ekstrem şey ise telefonumu bilgisayardan güncellemek. -yalnız yeni android çogzel olmuş he. oyhş.-
Hepinizi öperün kulacıklarınızdan.
Sükut Fobisi
Hepsi Ortaçgil'le başlıyor. Hepsi.
http://fizy.com/s/1aimci
Şu adamın şu şarkısı öyle tatlı tatlı mutsuz ediyor ki beni, çorap lastiğinin bıraktığı izi kaşımak gibi. -tanrım, çok römantiğim. oh may. oh may.-
Şanslıysak bizim şarkımız, değilsek de erebileceğim en yüksek mutsuzluk seviyesindeyim zaten.
ne kadar saklıydınız
herkes gibi ama farklıydınız
dünya kötü dediniz
tabii ki, haklıydınız
ayrıntılarda tam bir uyum
şu film, şu roman... tamam
ortaçgil'i sever misiniz
öyleyse... devam!
ah ner'deyiz biz
ne kadar sıkıcı herkes
artık bir tek sen, bir tek sen
istediğim bir tek senden
Ortaçgil; reyizsiniz, adamsınız.
http://fizy.com/s/1aimci
Şu adamın şu şarkısı öyle tatlı tatlı mutsuz ediyor ki beni, çorap lastiğinin bıraktığı izi kaşımak gibi. -tanrım, çok römantiğim. oh may. oh may.-
Şanslıysak bizim şarkımız, değilsek de erebileceğim en yüksek mutsuzluk seviyesindeyim zaten.
ne kadar saklıydınız
herkes gibi ama farklıydınız
dünya kötü dediniz
tabii ki, haklıydınız
ayrıntılarda tam bir uyum
şu film, şu roman... tamam
ortaçgil'i sever misiniz
öyleyse... devam!
ah ner'deyiz biz
ne kadar sıkıcı herkes
artık bir tek sen, bir tek sen
istediğim bir tek senden
Ortaçgil; reyizsiniz, adamsınız.
Bir ABBA Ağlıyor Gözü Yaşlı
Ömür Gedik'ten aldığım ilhamla Oscar töreninde kanto yapma kararı aldım. Vize başvurumu yaptım, Madonna'nın dansçılarından haber bekliyorum. Muazzam bir gösteri hazırlığındayım, ayık olun.
Dare to Cover!
Miribağ. Duydum ki müzik yazısı yazmak için otör olmaya gerek yoğumuş, o zaman dedim ben de yazarım. Heleley.
Konu şu: Yutübdan rasgele paşam yaptığım cover'ları burada paylaşıyorum, bi şenlik bi kopuş, eğleniyoruz. Budur.
Bugün kuzenimle konuşurken -pis herif.- çok fena laf yedim. Sevdiğin şeyler konusunda çok tutucusun dedi. -20sine girince ergence tespitlerden vazgeçer dedik, geçmiyormuş. kısmetse 30a artık.- Tribini yerim senin, git başkasının kafasını aç demedim, diyemedim tabii. Ama kendi kendimi gaza getirdim, yutübdan Paint It Black coverları dinledim. -ki en sevdiğim şarkılar listesine kafadan girer. kafadan girmek çok harika. girer bu yüzden.-
Yaklaşık iki saat boyunca cover dinledim ve açık konuşacağım, hepsi birbirinden çirkindi ve hiçbiri bir naneye benzemiyordu. -nane yazarken çok zorlanıyorum. nene yazıyorum, nana yazıyorum ama nane... zor yahu.-
Bu noktada yapabileceğim çok şey yok açıkçası:
a. 'Evet, tutucuyum abi yeaa.' diyebilir ve muhalif kimliğimi orta yerinden baltalayabilirim.
b. Yeni nesil müzisyenlerin cover yapma konusundaki beceriksizliğinden ve/veya cenabetliğinden dem vurabilirim.
c. 'Çok marjinalim, çok radikalim, beyybi.' ayağı yapıp en az çirkin coverı burada paylaşabilirim.
Kuyruğu dik tutmak adına şekil yapıp c diyorum. Evet.
Ama belirtmem lazım ki her averaj rokingen abi oturup bir Paint It Black yapmış. Bu yüzden birkaç temel varyasyon üzerinde dönüyorlar:
**Brutal: Hönkür, hönkür, hönkür, çok acayip riff, anlaşılır kısım, hönkür, çok daha acayip riff, hönkür.
**Indie & Alt: Hafif riff, Placebo çakması vokal, şarkının geneliyle aynı ritimde ama daha yavaş nakarat.
**Folk: Tuhaf bir ritim, yanık sesli vokal, çok acayip enstrümanlar, ağız burun dalınmış nakarat. -tanınmaz hâlde şarkı-
**Goth: Hatun vokal, yer yer görkemli piyanolar, şanslıysanız değişik bir enstrüman. -ksilofon gibi.-
**Sen Beni Bi de Gençliğimde Görecektin: İspanyol gitarla orta yaşlı müzisyenin muhteşem buluşması. -ki ben en çok bu versiyonları sevdim. -bir kısa çizgi daha derine inersek, şarkının orijinaline batırılan çuvaldız sayısının minimize edilmiş hali bunlar olduğu için sevdim.- ki herkes bilir ispanyol gitar sevgimi. ehe mehe.-
Puan: 7/10
Kategori: Goth
Bunu az daha ÇOK seviyordum ki vokali duyup vazgeçtim.
Yoksa girişi şahane olmuş ve Inkubus Sukkubus HA-Rİ-KA bir grup ismi. -ama vokal çok dandik.-
Daha kısık, daha maskülen sesli bi hatun bulurlarsa şimdiye kadarki en şahane coverlardan biri olur.
***
Puan: 6/10
Kategori: Indie & Alt
Giriş çok bir şey vaad etmiyor. Yarıyı geçtikten sonra (1.20den sonrası belki de) hayli orijinalleşiyor. İkinciye dinlerim ama üçüncüye dinlemem. 2.17den sonrası şahane, gerisi ı-ı, cık. Sıradan.
***
Puan: 8/10
Kategori: diyemedim ya la
Bunu kategorize etmekten acizim a dostlar.
Görselde bir Delilah söyleyen Tom Jones havası da yok değil. Velhasılıkelam, olmuş bu da. Orijinalinin ırzına geçmeksizin değişik bir şey yapmış Chris Farlowe beyamca.
***
Puan: 8/10
Kategori: Sen beni bi de gençliğimde görecektin
Bu sözsüz, hafif ve latin. -dinler dinlemez fark edebileceğiniz şeyleri bir obvious edasında yazmaktan büyük zevk alıyorum.- Bu yüzden bir parça şarkının~ruhuna~ihanet havası var. Ama dinlenir, çok hafif. Olmuş. Bir de amcanın oturduğu sandalye ÇOGZEL.
***
Puan: 9/10
Kategori: Sen beni bir de gençliğimde görecektin
Bunu çok beğendim. Bir yerden sonra kopuyorlar, Paint It Black'le pek de alakası kalmıyor; finale yakın toparlıyorlar filan. ÇOK güzel. Video amatör ve inanılmaz samimi. Ara ara garsondur, müşterilerdir giriyor kadraja. BA-YIL-DIM. -hipsterlığı en yoğun verdiğim yerler.-
Benim bulunduğum mekanda Paint It Black coverı yapsalar çirkefleşirim. Ama bu amcalara izin verdim, hatta destekliyorum. Leman Kültür'ü filan basıp Paint It Black çalsınlar eheheh. -burada leman kültür'de takıldığımı ve popili olduğumu inceden belli ediyorum.-
***
Puan: 8/10
Kategori: Folk ya da Indie & Alt. Ama Folk daha çok.
Çok alternatif. Çok da iyi güzel. Bir yerden sonra kafa açılmasına sebebiyet verse de sevimli olduğu için sesimi çıkartmıyorum. Hadbakalım. Çok rok bi şarkıyı böyle pop~kırılgan yaptınız, oldu mu beyler, diye de sormuyorum zira Wild Lettuce çok harika bir grup ismi. Çok ama çok.
***
Folk ve brutal örneği koymuyorum, kulağınızda Wild Lettuce kalsın istedim. Çok merak eden okurlarım veli nimetlerim bir yutüb sörçüyle emellerine ulaşabilirler, ya da yorum bırakabilirler ki ben de link veririm.
İvit, bir coverlı yazımızın sonuna geldik. Kendinize über iyi bakın.
Öperim.
iks o iks o, Geveze.
Konu şu: Yutübdan rasgele paşam yaptığım cover'ları burada paylaşıyorum, bi şenlik bi kopuş, eğleniyoruz. Budur.
Bugün kuzenimle konuşurken -pis herif.- çok fena laf yedim. Sevdiğin şeyler konusunda çok tutucusun dedi. -20sine girince ergence tespitlerden vazgeçer dedik, geçmiyormuş. kısmetse 30a artık.- Tribini yerim senin, git başkasının kafasını aç demedim, diyemedim tabii. Ama kendi kendimi gaza getirdim, yutübdan Paint It Black coverları dinledim. -ki en sevdiğim şarkılar listesine kafadan girer. kafadan girmek çok harika. girer bu yüzden.-
Yaklaşık iki saat boyunca cover dinledim ve açık konuşacağım, hepsi birbirinden çirkindi ve hiçbiri bir naneye benzemiyordu. -nane yazarken çok zorlanıyorum. nene yazıyorum, nana yazıyorum ama nane... zor yahu.-
Bu noktada yapabileceğim çok şey yok açıkçası:
a. 'Evet, tutucuyum abi yeaa.' diyebilir ve muhalif kimliğimi orta yerinden baltalayabilirim.
b. Yeni nesil müzisyenlerin cover yapma konusundaki beceriksizliğinden ve/veya cenabetliğinden dem vurabilirim.
c. 'Çok marjinalim, çok radikalim, beyybi.' ayağı yapıp en az çirkin coverı burada paylaşabilirim.
Kuyruğu dik tutmak adına şekil yapıp c diyorum. Evet.
Ama belirtmem lazım ki her averaj rokingen abi oturup bir Paint It Black yapmış. Bu yüzden birkaç temel varyasyon üzerinde dönüyorlar:
**Brutal: Hönkür, hönkür, hönkür, çok acayip riff, anlaşılır kısım, hönkür, çok daha acayip riff, hönkür.
**Indie & Alt: Hafif riff, Placebo çakması vokal, şarkının geneliyle aynı ritimde ama daha yavaş nakarat.
**Folk: Tuhaf bir ritim, yanık sesli vokal, çok acayip enstrümanlar, ağız burun dalınmış nakarat. -tanınmaz hâlde şarkı-
**Goth: Hatun vokal, yer yer görkemli piyanolar, şanslıysanız değişik bir enstrüman. -ksilofon gibi.-
**Sen Beni Bi de Gençliğimde Görecektin: İspanyol gitarla orta yaşlı müzisyenin muhteşem buluşması. -ki ben en çok bu versiyonları sevdim. -bir kısa çizgi daha derine inersek, şarkının orijinaline batırılan çuvaldız sayısının minimize edilmiş hali bunlar olduğu için sevdim.- ki herkes bilir ispanyol gitar sevgimi. ehe mehe.-
Puan: 7/10
Kategori: Goth
Bunu az daha ÇOK seviyordum ki vokali duyup vazgeçtim.
Yoksa girişi şahane olmuş ve Inkubus Sukkubus HA-Rİ-KA bir grup ismi. -ama vokal çok dandik.-
Daha kısık, daha maskülen sesli bi hatun bulurlarsa şimdiye kadarki en şahane coverlardan biri olur.
***
Puan: 6/10
Kategori: Indie & Alt
Giriş çok bir şey vaad etmiyor. Yarıyı geçtikten sonra (1.20den sonrası belki de) hayli orijinalleşiyor. İkinciye dinlerim ama üçüncüye dinlemem. 2.17den sonrası şahane, gerisi ı-ı, cık. Sıradan.
***
Puan: 8/10
Kategori: diyemedim ya la
Bunu kategorize etmekten acizim a dostlar.
Görselde bir Delilah söyleyen Tom Jones havası da yok değil. Velhasılıkelam, olmuş bu da. Orijinalinin ırzına geçmeksizin değişik bir şey yapmış Chris Farlowe beyamca.
***
Puan: 8/10
Kategori: Sen beni bi de gençliğimde görecektin
Bu sözsüz, hafif ve latin. -dinler dinlemez fark edebileceğiniz şeyleri bir obvious edasında yazmaktan büyük zevk alıyorum.- Bu yüzden bir parça şarkının~ruhuna~ihanet havası var. Ama dinlenir, çok hafif. Olmuş. Bir de amcanın oturduğu sandalye ÇOGZEL.
***
Puan: 9/10
Kategori: Sen beni bir de gençliğimde görecektin
Bunu çok beğendim. Bir yerden sonra kopuyorlar, Paint It Black'le pek de alakası kalmıyor; finale yakın toparlıyorlar filan. ÇOK güzel. Video amatör ve inanılmaz samimi. Ara ara garsondur, müşterilerdir giriyor kadraja. BA-YIL-DIM. -hipsterlığı en yoğun verdiğim yerler.-
Benim bulunduğum mekanda Paint It Black coverı yapsalar çirkefleşirim. Ama bu amcalara izin verdim, hatta destekliyorum. Leman Kültür'ü filan basıp Paint It Black çalsınlar eheheh. -burada leman kültür'de takıldığımı ve popili olduğumu inceden belli ediyorum.-
***
Puan: 8/10
Kategori: Folk ya da Indie & Alt. Ama Folk daha çok.
Çok alternatif. Çok da iyi güzel. Bir yerden sonra kafa açılmasına sebebiyet verse de sevimli olduğu için sesimi çıkartmıyorum. Hadbakalım. Çok rok bi şarkıyı böyle pop~kırılgan yaptınız, oldu mu beyler, diye de sormuyorum zira Wild Lettuce çok harika bir grup ismi. Çok ama çok.
***
Folk ve brutal örneği koymuyorum, kulağınızda Wild Lettuce kalsın istedim. Çok merak eden okurlarım veli nimetlerim bir yutüb sörçüyle emellerine ulaşabilirler, ya da yorum bırakabilirler ki ben de link veririm.
İvit, bir coverlı yazımızın sonuna geldik. Kendinize über iyi bakın.
Öperim.
iks o iks o, Geveze.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)