Bir Mandalina Yedim, Hayatım Değişti

Geçen ben yine gaza gel, allaaam bir gaza gel ama, öyyyle böyle değil. Ben git, hayatımı değiştireceğim diye, allaam bak bak kafaya bak, hayatımı değiştireceğim diye radikal radikal şeyler yap.
Ben git mesela, sabahları pilates yapıp Seda Sayan izle, boş vakitlerinde Kral TV gözlemle. -gurur duymuyorum, bu arayış dönemimdi.-
Sonra ben git kahvesever olmayı dene, her gün süte damlatılmış kahve iç, agresyon katsayısını kökle. -içimdeki emmi öyyyle bir yer etmiş ki, olmadı olamadı kahveyle ilişkimiz. o minnak kahve nasıl bir sinirlilik yapıyor yalnız, 16 yıldır kendimi böyle atarlı görmemiştim.-
Ben, ben git, Korece öğrenmeye çalış. -kuzeyde devrim yapacaktım, ideal ülkeyi yaratacaktım. alfabeyi öğrendikten sonra düşündüm de bahçıvanlığın insanlığa katkısı daha büyük olacak. şu sıra çim adam yetiştiriyorum. ismi elton john, sir elton john. çok komikli bir insan değil miyim allaseniz yaa.-
Sonra git, felsefe gurusu olacağım diye 4 saat 28 dakika, hiç mola vermeden Spinoza okuyup ağla. -psikolojim bozuldu yahu. bildiğin bozuldu yani.-
Ve dahi git, füzyon mutfağı adı altında katliamlar yap, çok güzel oldu diye diye yiyip mideyi ıskartaya çıkar. -sevgili mısır ununa bulanıp kızartılmış ton balığı ve kaymakla tatlandırılmış cips tanecikli soya fasulyesi, bana çizgiyi çekmem gereken yeri öğrettiğiniz için size şükranlarımı sunuyorum. inanır mısınız, bütün le cordon bleu de size minnettar.-
Tüm bunlar yetmezmiş gibi Madonna kolları için damacana kaldır, omzunu incit, silkelen ve kendine gel.

Neticede hayatım eskisi gibi duruyor, sadece bir iki yerinde çizik ve bir buhranla açılmış twitter hesabı var. Şu günlerde yaptığım en ekstrem şey ise telefonumu bilgisayardan güncellemek. -yalnız yeni android çogzel olmuş he. oyhş.-
Hepinizi öperün kulacıklarınızdan.

Sükut Fobisi

Hepsi Ortaçgil'le başlıyor. Hepsi.
http://fizy.com/s/1aimci

Şu adamın şu şarkısı öyle tatlı tatlı mutsuz ediyor ki beni, çorap lastiğinin bıraktığı izi kaşımak gibi. -tanrım, çok römantiğim. oh may. oh may.-
Şanslıysak bizim şarkımız, değilsek de erebileceğim en yüksek mutsuzluk seviyesindeyim zaten.

ne kadar saklıydınız
herkes gibi ama farklıydınız
dünya kötü dediniz
tabii ki, haklıydınız
ayrıntılarda tam bir uyum
şu film, şu roman... tamam
ortaçgil'i sever misiniz
öyleyse... devam!
ah ner'deyiz biz
ne kadar sıkıcı herkes
artık bir tek sen, bir tek sen
istediğim bir tek senden

Ortaçgil; reyizsiniz, adamsınız.



Bir ABBA Ağlıyor Gözü Yaşlı



Ömür Gedik'ten aldığım ilhamla Oscar töreninde kanto yapma kararı aldım. Vize başvurumu yaptım, Madonna'nın dansçılarından haber bekliyorum. Muazzam bir gösteri hazırlığındayım, ayık olun.

Dare to Cover!

Miribağ. Duydum ki müzik yazısı yazmak için otör olmaya gerek yoğumuş, o zaman dedim ben de yazarım. Heleley.
Konu şu: Yutübdan rasgele paşam yaptığım cover'ları burada paylaşıyorum, bi şenlik bi kopuş, eğleniyoruz. Budur.

Bugün kuzenimle konuşurken -pis herif.- çok fena laf yedim. Sevdiğin şeyler konusunda çok tutucusun dedi. -20sine girince ergence tespitlerden vazgeçer dedik, geçmiyormuş. kısmetse 30a artık.- Tribini yerim senin, git başkasının kafasını aç demedim, diyemedim tabii. Ama kendi kendimi gaza getirdim, yutübdan Paint It Black coverları dinledim. -ki en sevdiğim şarkılar listesine kafadan girer. kafadan girmek çok harika. girer bu yüzden.-
Yaklaşık iki saat boyunca cover dinledim ve açık konuşacağım, hepsi birbirinden çirkindi ve hiçbiri bir naneye benzemiyordu. -nane yazarken çok zorlanıyorum. nene yazıyorum, nana yazıyorum ama nane... zor yahu.-
Bu noktada yapabileceğim çok şey yok açıkçası:
a. 'Evet, tutucuyum abi yeaa.' diyebilir ve muhalif kimliğimi orta yerinden baltalayabilirim.
b. Yeni nesil müzisyenlerin cover yapma konusundaki beceriksizliğinden ve/veya cenabetliğinden dem vurabilirim.
c. 'Çok marjinalim, çok radikalim, beyybi.' ayağı yapıp en az çirkin coverı burada paylaşabilirim.
Kuyruğu dik tutmak adına şekil yapıp c diyorum. Evet.

Ama belirtmem lazım ki her averaj rokingen abi oturup bir Paint It Black yapmış. Bu yüzden birkaç temel varyasyon üzerinde dönüyorlar:
**Brutal: Hönkür, hönkür, hönkür, çok acayip riff, anlaşılır kısım, hönkür, çok daha acayip riff, hönkür.
**Indie & Alt: Hafif riff, Placebo çakması vokal, şarkının geneliyle aynı ritimde ama daha yavaş nakarat.
**Folk: Tuhaf bir ritim, yanık sesli vokal, çok acayip enstrümanlar, ağız burun dalınmış nakarat. -tanınmaz hâlde şarkı-
**Goth: Hatun vokal, yer yer görkemli piyanolar, şanslıysanız değişik bir enstrüman. -ksilofon gibi.-
**Sen Beni Bi de Gençliğimde Görecektin: İspanyol gitarla orta yaşlı müzisyenin muhteşem buluşması. -ki ben en çok bu versiyonları sevdim. -bir kısa çizgi daha derine inersek, şarkının orijinaline batırılan çuvaldız sayısının minimize edilmiş hali bunlar olduğu için sevdim.- ki herkes bilir ispanyol gitar sevgimi. ehe mehe.-




Puan: 7/10
Kategori: Goth

Bunu az daha ÇOK seviyordum ki vokali duyup vazgeçtim.
Yoksa girişi şahane olmuş ve Inkubus Sukkubus HA-Rİ-KA bir grup ismi. -ama vokal çok dandik.-
Daha kısık, daha maskülen sesli bi hatun bulurlarsa şimdiye kadarki en şahane coverlardan biri olur.

***





Puan: 6/10
Kategori: Indie & Alt

Giriş çok bir şey vaad etmiyor. Yarıyı geçtikten sonra (1.20den sonrası belki de) hayli orijinalleşiyor. İkinciye dinlerim ama üçüncüye dinlemem. 2.17den sonrası şahane, gerisi ı-ı, cık. Sıradan.

***





Puan: 8/10
Kategori: diyemedim ya la

Bunu kategorize etmekten acizim a dostlar.
Görselde bir Delilah söyleyen Tom Jones havası da yok değil. Velhasılıkelam, olmuş bu da. Orijinalinin ırzına geçmeksizin değişik bir şey yapmış Chris Farlowe beyamca.

***





Puan: 8/10
Kategori: Sen beni bi de gençliğimde görecektin

Bu sözsüz, hafif ve latin. -dinler dinlemez fark edebileceğiniz şeyleri bir obvious edasında yazmaktan büyük zevk alıyorum.- Bu yüzden bir parça şarkının~ruhuna~ihanet havası var. Ama dinlenir, çok hafif. Olmuş. Bir de amcanın oturduğu sandalye ÇOGZEL.

***





Puan: 9/10
Kategori: Sen beni bir de gençliğimde görecektin

Bunu çok beğendim. Bir yerden sonra kopuyorlar, Paint It Black'le pek de alakası kalmıyor; finale yakın toparlıyorlar filan. ÇOK güzel. Video amatör ve inanılmaz samimi. Ara ara garsondur, müşterilerdir giriyor kadraja. BA-YIL-DIM. -hipsterlığı en yoğun verdiğim yerler.-
Benim bulunduğum mekanda Paint It Black coverı yapsalar çirkefleşirim. Ama bu amcalara izin verdim, hatta destekliyorum. Leman Kültür'ü filan basıp Paint It Black çalsınlar eheheh. -burada leman kültür'de takıldığımı ve popili olduğumu inceden belli ediyorum.-

***





Puan: 8/10
Kategori: Folk ya da Indie & Alt. Ama Folk daha çok.

Çok alternatif. Çok da iyi güzel. Bir yerden sonra kafa açılmasına sebebiyet verse de sevimli olduğu için sesimi çıkartmıyorum. Hadbakalım. Çok rok bi şarkıyı böyle pop~kırılgan yaptınız, oldu mu beyler, diye de sormuyorum zira Wild Lettuce çok harika bir grup ismi. Çok ama çok.

***

Folk ve brutal örneği koymuyorum, kulağınızda Wild Lettuce kalsın istedim. Çok merak eden okurlarım veli nimetlerim bir yutüb sörçüyle emellerine ulaşabilirler, ya da yorum bırakabilirler ki ben de link veririm.

İvit, bir coverlı yazımızın sonuna geldik. Kendinize über iyi bakın.
Öperim.
iks o iks o, Geveze.

Kıtipiyoz Hatunun Mutsuzluk Krizi

Blogunu valhallaya göndermiş şeker insan -nedennn diye sorup sorup ağlıyorum.- Uykucu'm beni milattan önce mimlemişti. Ama yazmaya bir türlü fırsatım olmadı aziz okurlarım.
Konu şu, üzgünken ne yaparım?

Mıymıntılıkta sınır tanımadığımdan mütevellit, ben sık sık üzülürüm. Film izler üzülürüm, kitap okur üzülürüm, yağmur yağar üzülürüm, güneş açar üzülürüm. Genel itibariyle bir süre sessiz bir ortamda kalıp kendi kendime sorular sormam, üzülmem için gereken eser miktarda efordur. -sorular sorular ne gibi sorular: teoman müziği neden bıraktı? matematikten kaç alırım ki? genç adama niye öyle dedim ki? genç adam bana niye öyle dedi ki? haftasonuna kaç gün var? teoman müziği neden bıraktı? neden bu kadar salağım ki ben? dersin bitmesine kaç dakika var? çok sağlıklı beslensem 200 yıl yaşar mıyım? dali hakiyi sever miydi? teoman müziği neden bıraktı? bugün uyuyabilecek miyim? niye nefret etmeye bu kadar meyilliyim? yaşlanınca huzurlu olabilir miyim? teoman müziği neden bıraktı? sinema okuyabilir miyim? on yıl sonra ne yapıyor olacağım? benden ne olur ki? izlanda'ya gidebilecek miyim? bu kısa çizgi arası ne zaman bitecek?- Fark edilebileceği üzere mutsuzluk krizlerimin genel sebebi ergenlikten başka bir şey değil efendim. Ama arada gerçekten üzülmeye değer bir şey de oluyor hani. -sevdiğim biri ölüyor ya da embesil herifin teki kedi yavrusunun boynuna kırık camdan bir halka geçiriyor vesaire.- O zaman da üzülmek yerine sinirlenerek farkımı yine ortaya koyuyorum. -manyak gibi bağırıyorum. manyak gibi.- Ergenliğin de bir raconu, bir adabı var üzerinize afiyet. Hani kolay sanıyorsanız bu işi, bilin ki değil. Ben senelerimi verdim mesela, uzunca bir süre bu alandaki tecrübemi konuşturmayı planlıyorum; 30larıma kadar filan.


Ne diyorduk nereye geldik azizim. İşte böyle zamanlarda ben ne yapıyorum, hayvani uzunluktaki girizgahın ardından bunu irdeleyeceğiz. -irdelemek en tiksindiğim eylem. geçen seneki dil anlatım, bu seneki edebiyat öğretmenime sıpeyşıl tenks. ama insanın diline yapıştı mı da kurtulmak zor. annah.-

Ben üzgünkeeen, -böyle bir satır yapmalıydım ki ana-akım-gazete-köşe-yazısı mizansenini yaratabileyim.-

**Müzik dinliyorum. -ergenliğin hakkını verdiğim yerler.-
Mesela Teoman'ın Dursun Dünya'sı, Mika'nın We are Golden'ı ve We are Young'ı, Charlotte Gainsbourg'un Tel Que Tu Es'si ve Heaven Can Wait'i, Sigur Ros'un her şeyi bende başı gözü dağıtma etkisi yapıyor. Hönkürüyorum, o derece. Ağlayıp rahatlıyorum.
Kulaklıklarımı takıp oda yabanisi ya da pencere kenarı sinsisi oluyorum. Oh.

**Pilgrim filmlerimden birini izliyorum.
Pilgrim filmlerini nasıl açıklarım bilmiyorum. Tam bir tanımını şu an yapamam, biraz kafa yormam lazım. -en sevdiğim filmler gibi, ama değil. a clockwork orange en sevdiğim filmler listesine kafadan girer, ama bir pilgrim filmi değil. izlemekten bıkmadığım filmler gibi, ama değil. SW ya da LOTR izlemelere doyamam, random bir zamanda random bir SW ya da LOTR filmi izlemeye asla hayır demem, ama pilgrim filmleri için bu koşul geçerli değil. onların özel zamanları var.-
İsmini açarsam anlatmaya bir adım daha yaklaşırım sanıyorum, pilgrim malumunuz üzere hacı, seyyah, yolcu ya da ziyaretçi demek. -sesli sözlük terk.- Yani bu filmleri ziyaret ediyorum diyebiliriz. Evet, bu oldu. Zaman zaman bazı filmleri ziyaret etmek bana iyi geliyor, bu filmlere de Pilgrim Filmleri diyorum.

**Yazıyorum. Daktilo sesinden daha muhteşem bir antidepresan yok çünkü.
Genelde yazdıklarım bir naneye benzemediği için yırtıp atıyorum, çünkü beni rahatlatan bir şeyler üretmek değil; yazma eyleminin bizzat kendisi.

**Sevdiğim resimlere bakıyorum. Bu inanılmaz iyi geliyor, çok deli kafa dağıtıyor. Dali'ciğimi de bu konuda tek geçerim. Börliğn'deyken sergisine gidip sulu gözlerle çıkmıştım. -burada tatilimin havasını atıyorum efendim.- Ha işte o serginin hediyelik ıvır zıvır bölümünde seçme eserlerinden oluşan bir albüm vardı. O hayatımın albümü şu sıralar. Bakıp bakıp dağılıyorum. Resim izlemek çok başka bir haz yahu.

**Harita inceliyorum. İzlanda'nın belli başlı akarsularını ezbere sayarım size, öyle diyeyim.
Resim izlemek gibi, harita incelemek de çok acayip kafa dağıtıyor. -şimdi arka arkaya sıralayınca fark ettim de ben üzgünken bildiğin sapıtıyormuşum ha.-

**Çikolata yiyorum.

**Sevdiğim insanlarla konuşuyorum. Mesela Macaron'um bu listenin tepesinde. Ne zaman konuşsak kahkahadan nefesim kesiliyor. Hatun iyi geliyor bana, net.

**Çiziyorum. Genelde doodle ayarında ya da pixel art kıvamında oluyorlar ama eheh. -büyüyünce picasso olucam. yek yeaa frida olucam ben. off çok seviyorum kadını yaa. ÇOK.-

**Suya dokunuyorum. Çocuk gibi oynuyorum-bardaktan bardağa transfer etmek, masanın üzerine tuhaf şekilli damlacıklar çizmeye çalışmak gibi.-, ya da üstümü ıslatıyorum-ıslak t-shirt giymişliğim çoktur.- En olmadı küveti doldurup içinde Buddha gibi oturuyorum bir süre.

**Düşünüyorum. Üzgün ve mazoşistken kendime yaptığım en acımasızca şey bu. Deli gibi düşünüyorum, halının altına attığım her korkumu ve kaygımı kanatana kadar düşünüyorum.
Bunu yapacak kadar kafam bozuksa üç dört gün ruh gibi dolanıyorum, bağıra bağıra itiraz edip çevremdekilere huysuzluklarımdan bir demet sunuyorum.
Yukarıdaki bütün alternatifler yolun buraya çıkmaması için icat edilmiş şeyler.

Evet okurlarım canlarım, bir hönkürüşümün daha sonuna geldik. Mim yazmaya bayıldığımı söyleyip yapımda ve yayında emeği geçen arkadaşlarıma teşekkür ederken sizi de yanacıklarınızdan öperim. Kendinize çok iyi bakın, inanılmaz iyi bakın.
Şimdi Mika'dan bana gelsin taam mıa.


temaymış bu, yazıymış bu.

Sevgililerim okurlarım, nicedir boşluyorum burayı ya. Eşşşekler depelesin beni.
Geçen böbrek taşı düşürdüm ben, ondan yoktum yani nice zamandır. Çok maceralıydı, bi blog yazısı çıkar diye burada heba etmiyorum.

Günün meselesi yeni tema. MS Paint adamcıklarla aşk yaşıyoruz ama ortalık bi bembeyaz oldu, bi yoğurtlu padılcan oldu. Olmadı yani. Neresine ne ekleyeyim diye kafa patlattım, hatta bir gece rüya mesaimin tamamını buna ayırdım ama ıı, cık, güzel fikirler gelmedi. Sonra da aşka gelip hebeley heleley bu temayı yaptım. Ama paint adamcıkları bir yerlere sokuşturmayı ciddi düşünüyorum, header'a kısmetse. -spoiler oldu.-

Her türlü görüşünüzü yorumlara olsun ankete olsun bekliyorum. El ele verip kalkındıracağız bu blogu kısmetse. Amin.

Şimdi çogzel bi müzikle bu yazıyı bitirip Uykucu'mun pasladığı mime başlayacağım. Hepinizi deliler gibi seviyorum, kendinize iyi bakın. -haftalar geçti hâlâ sevgi kelebeğiyim, bu kadar şefkati kaldıramıyorum üstünüze afiyetler.-
iks o iks o, geveze



bu adamların konserine gitmeye korktum ben biliyor musun okurum canım cananım. övrupa ayağında ciccio izlemiş, italya'da sanırım, yaşlandılar dedi. YAŞLANDILAR DEDİ. RHCP İÇİN. sönüktü dedi. SÖNÜKTÜ DEDİ. RHCP İÇİN.
ben de gitmedim o yüzden. iyi halt ettim di mi. ama favori gruplarımdan birinin kafamdaki harikuleyt imajının sarsılmasına izin veremezdim. evet.