etiket dediğin nedir ki etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
etiket dediğin nedir ki etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Lö yeni tema

Merhabalar en sevdiğim okurum.
Aylar önce dedimdi ya yeni tema yapıcam deyu. Ha işte o tema bu tema.
Bi ara popomu kaldırıp sağ sütunu düzenlemeyi planlıyorum, başka bi ara da -zira arka arkaya bu kadar verimli işler yapmak ficuuda zarar.- hoş bir header yapmayı düşünüyorum.
Hani benim de diyeceklerim var bu tema zımbırtısı hakkında diye galeyana geldiysen, yorum bırakabilirsin. Yok efendim ne yorumu, ben karda yürürüm de izimi belli etmem diyorsan da yana anket koydum; orada dilediğince at koşturabilirsin.

Bu arada kedicik sağ olsun beni mimlemiiş ^.^ Yıllar sonra mim yazacak olmak beni çok çok çok mutlu etti.
Lakin 15 yıl sonrasını hayal etme konusunda biraz fail'mışım, yazarken fark ettim. Baş ağrım geçer geçmez editleyip yayınlayacağım, hadbakalım.

Günlerdir başşşşım ağğğğrıyyyoooo, öylesine sinirliyim ki, ÖYLESİNE SİNİRLİYİM YANİ.
Siz sağlıcakla kalın, başınızı ağrıtmayın. Öptüm filler kadar.

inanilmaz mutluyum su anda!


Birinci fotografi ceken kamera kendinden utanmali. Ikinci fotografi ceken sahis da bir su terazisi edinmeli. Ama -cok afedersin dear okur- esssek kadar canon'a alisinca elcagizim, telefonu kavrayamiyor ve dahi titretiyorum. Bu ufak detaylar bir yana, su gordugun -her seye ragmen- bir sanat eseri. Fotografik olarak degil, olaya sanki bir enstalasyonmus gibi bakinca takdir ediyor insan.

15 senedir bunu yapmaya calisip da basarisiz oldum. Ama su an var ya, dunyalar benim. Nevroz nevroz guluyorum, HELELELEEEEY mutluyum ya ben.
Bu arada FD gormus bi insanim ben. Hem de en onden. neyse, bu muhtesem mutlulugumu da baska bi postta anlatacagim.
SORU: Niye turkce karakter yok bu yazida?
CEVAP: ilk defa sevgili telefonumdan yazi yaziyorum bloguma. heleleleeey.

Birbiriyle Alakası Olmayan Cümleler Bütünü

*Her tarafta koli, her köşede koli. Aç aç bitmiyor dear okur, nihayetinde kendimi kolileyip koyacağım kapının önüne; o olacak.

*Türkiye'nin şampiyon olmasını isteme sebeplerimin başında Amerikalıları bastırma güdüsü yok efenim. Kesinlikle onlara pis emperyalistler demiyorum. O sizin hüsnükuruntunuz. -kontrol ettim, birleşik yazılıyormuş. (bkz. tdk)-

*An itibariyle Türkiye tam bir rüsva, tam bir komedya. Tarihinde ilk defa finale çıkınca 'Allah Allah!' diye koşacaklar, ciddi ciddi ter dökecekler sanırken 20 sayı farkı gördüm. Hayır Amerika mükemmel bir takım değil, ama niye konuşuyorum ki? -zaten fazla fazla kritiği yapılır bu maçın. kafa ütülemeyeceğim işte. huh.-

*Bu arada Lllamar Odom'a kafa atasım geldi birden. Neden bilmiyorum.

*Okullar hakikaten açılıyor yahu. Merak eden okurlarım, BAL'a İngilizce'den girdim, yabancı dilim Fransızca, seçmeli dersim de resim. Ama niye sordunuz tüm bunları, anlamadım yahu.

*Semih Erden'in dünkü 0.5 bloğu neydi öyle.

*Senaryom var; yapımcım, oyuncum ve teknik ekibim yok. Yolun yarısını geçmişim, değil mi?

*Durduk yere dolgulu dişim çürüyor. Ama kendince bana kıyak geçmiş olacak ki, ağrımıyor. Buradan kendisine selam söylüyorum.

*Sebepsiz bir iç daraltısı yaşıyorum. Zaten yaz başında verdiğim kiloları da bayramda geri aldım.

*Dün bir gafletle Atilla Dorsay'ın köşesini okudum. Ama eğlendim.

*Odamı yerleştirirken dolduruşa gelip poşet poşet çöp çıkarttım. Bu demek oluyor ki bir hafta sonra bizim eve en yakın kırasiye ihya olacak.

*Yalnız var yaa, nereye yerleştiğimi soran okurumun amacını çözdüm. Bulacaksın beni değil mii. Ama imzalı fotoğraf vermiyorum canım ya. -zaten o da imzalı fotoğrafımı istememişti ama olsun.-

*Aslan Asker Şvayk'ı okuyorum ve her nedense Yaroslav Haşek bana çok tanıdık geldi. Sanki kırk yıllık arkadaşımmışcasına bağrıma bastım. -Hindu olsaydım önceki hayatımda aynı gazetede çalışıyorduk derdim.-

*Bu reenkarnasyon çok enteresan bi olay. Ama merak ediyorum, dünyada dolaşan ruhlar sabitse nüfusun tarih boyunca artması sonucu oluşacak karmaşayı nasıl açıklıyorlar? Hayvan nüfusu filan mı düşüyor? -uykum yok benim. bir defa daha okuyunca çok mantıklı bir soru olduğunu göreceksin dear okur.-

Yakında eve internet bağlanır, daha sık yazarım. Kendine iyi bak, yokluğumda beynini ütüleyecek başka birini bulma dear okurcum.

edit: an itibariyle 64-81 yenildik. seyirci de ne coşkuluydu değil mi? maçın başından beri hooop oturdular.

Portaakalııı Sooyduuuum

Vücudumun %70lik dilimindeki su beynimi de alıp buharlaşırken yağmurlu, serin ve güzel Londra'yı özlemle anıyoruz. -hakikaten. özledim keratayı.-

Zaten temamı değiştirmeyi planlıyordum, Londra aşkım da depreşince dear okurcum, seni telefon kulübelerine boğdum. Ve dahi yeni müziklerin ilki hariç hepsi Londra'lı. -sniff.-

Sıcaklar artmaya devam ederse de Londra üzerinden İzlanda'ya geçicem. -ohş. buzlar buzullar. serin denizler.-


Az laf çok iş okurcum. Hemen yandaki şarkıların isimlerini yazıyorum; seç, beğen, dinle.

The Rasmus - Sail Away -içinde londra'ya dair bişey geçmeyen tek şarkı.-

3 Doors Down - Landing in London

Coldplay - Cemeteries of London

British Sea Power - Carrion

Radiohead - Fake Plastic Trees

Lilly Allen - LDN

Abarttığımın farkındayım, evet. -birkaç çeşidin içinden çıkamayıp hepsini birden alanlara selam olsun.- Bu arada yandaki anketi oylayıverenler de çok sağ olsun.

Not

Merhaba dear okur. Bu not sana -yani okur sıfatına sahip birine- değil, ama tabii okuyabilirsin.

Siteye birkaç defa tıklayıp, 'Blogging işini profesyonelce yapmıyorum. Sadece günlük tutuyorum ve bu yüzden ne domain'imi değiştiririm ne de reklam alırım.'ı okuyan; sonra da en alttaki banner'ı görüp çemkiren arkadaşım; bu not sana.

1. Aşağıdaki reklam değil. Bir kampanyanın banner'ı. Yan kolona da ekliycem ondan, yer bulamadım. Ve onu oraya eklediğimden dolayı hiçbir maddi kazancım olmuyor, sadece sosyal sorumluluğa dair bir şeyler ;))

2. Benim blogum burası, demek oluyor ki borumun öttüğü yer burası. Buraya reklam almam, kendi sitesine reklam alana da mani olmam. Ama takdir edersin ki reklam ve para o çok sevdiğim amatör ruhu bozup burayı bir tür iş mekanına çevirir. O yüzden reklamlı blogları severim ama reklamsız blogları ayrı severim.

Hazır konuşmaya başlamışken;

3. Facebook veya benzeri site davetleri için teşekkür ederim ama almayayım. Tekrar söylüyorum, ben burada bir tür günlük tutuyorum ve bunu ilk önce kendim için yapıyorum. Beyaz Saray'a yerleşmek, dünyayı ele geçirmek, sanal alem celebrity'si olmak gibi bir emelim yok ve bu yüzden blogum için Facebook sayfası -ya da her neyiyse- almakla ilgilenmiyorum. İnsanların günlüğümü okumaya ve dahi yorum yapmaya vakit ayırması beni acayip mutlu ediyor ve bana yetiyor.
Hayran sıfatıyla bloguma insanların uğraması beni rahatsız eder. Zira 'hayranlık' başlı başına incelenesi bir konu ve ben hayranlara sahip olmak istemiyorum. Tekrar teşekkürler.


Buraya kadar geldiysen dear okur, sabrından dolayı kutluyorum. Kendine iyi bak. Uzunca bir zaman gelemeyebilirim çünkü taşınıyoruz. Özleyin beni :Pp

Falan Filan

Dear okur, buradan rica ediyorum lütfen şu bağımlılık olayına bir çözüm bulsunlar. Lütfen.

Yine grip oldum ben, ona rağmen yattığım yerden dizi izliyorum. Ve dahi internetsiz bir evde bundan gayri tuvalete bile gidemeyeceğimi düşünüyorum.

Aslında bu noktaya gelmemde Perez Hilton'ın katkıları büyük. Dakika başı güncelleniyor be okurcan, Akademi Ödülleri'nin yaklaştığı şu günlerde her celebrity'nin hayatına burnumu sokmak istiyorum. Ne hakla diyorsun değil mi, ben de diyorum.

Ayrıca Nip\Tuck'tan sonra karar verdim, annemi kandırıp bir estetik cerrahın muaynehanesinde işe başlatıyorum. Ne ekşın öyle ya.

O değil de var yaaa, annem artık uzman oldu :)) Hatta mecburi hizmet kurasında Mardin bile çıktı. Öhm, sonra anlatırım ben.


Ayrıca animeler candır. Death Note izlemeye başladım bir arkadaş sayesinde; epey bir özenti konumundayım sanıyorum ama müthiş.

Bu arada yazacak çok şey var, yeni filmler filan. Kendine iyi bak okurum, birazdan döneceğim ben :Pp

İstiyorum ki..

Bak okurcan, çok basit şeyler istiyorum ben aslında..


İnsanlar, sadece insan olsunlar. Nefes alıp versinler, itirazım yok. Ve dahi düşünsünler, evet; mümkünse düşünsünler.

Sistem, gün gelecek hiçbirimizin sana ihtiyacı olmayacak. Köşede veremli bir hasta gibi can çekişeceksin; yanına yaklaşmayacağız. O gün senden uzakta, çok uzakta olacağız. İşte bu yüzden, takmıyorum seni. Biliyorum ki bir gün mutlaka içinden çıkacağım, ama o güne dek lütfen benimle bu şekilde oynama.

Gölgeleri gölge yapan, iyi ki varsın.

Gözleri kapalı zar atan oyuncu, kendine gel; bak dünyaya, insanlar ölüyor. Senin yüzünden.

Ve para. Money, money, money; Must be funny. Hiç de eğlenceli değilsin; kanlı, pis bir kâğıttan öte hiçbir değerin yok. Hatırla. Benim için değil, kendin için.



Saf mıyım bilmiyorum. Ama artık dünyadan hiçbir şey beklemiyorum. Buradakiler o denli yamuk ki, düzeltebileceğime, düzelebileceklerine dair umudum yok. İnsan yaratanın yansımasıymış, belki bir gün bu unvanını hatırlar. Ama ben o günü görür müyüm, hiçbir fikrim yok.
15 yaşındayım artık, ama yoruldum. Sanırım ıstakamı deviriyorum. Kıyıdan izleyeceğim oyunu, taş çalanları görebilmek için.


Bu arda doğumgünüm için mail atan herkese tekrar teşekkür ederim ;)

Kayıt Neyin İşte

Doğduğumdan beri kaloriferli evde yaşıyoruz biz. Arada bir ananemin İzmir'deki evine geliyoruz ama nadiren o ziyaretler kışı buluyor.

O nadir anlarda ise ev halkının beynini şikayet etmek suretiyle mıncırıyorum. Çünkü ev sobalı!

Kapıdan dışarı çıkmaya korkuyorum. Çıktığımdaysa kapıyı kapatmayı unutuyorum :)) İçeri kar ve buzdan yapılmış bir tornaaaado giriyor ki ne sen sor ne de ben söyleyeyim dear okur.

İşte bu yüzden bir haftadır kayıplara karıştığım için özür dilerim. Liannacığım, mimi unutmadım; yazmak için ilhamilerimi bekliyorum ;)

Ve sobalı evlerde yaşayan, ısınmak için kömür kovaları taşıyan güzel yurdumun sabırlı vatandaşlarına hayranlığımı defalarca kere belirtiyorum. Bir düşünsenize köyleri, içinde yüzdüğümüz lüksten çok uzak yerleri..
Minicik vücutları soğuktan titreyen çocuklar belki de o kadar uzak değildir bize, bilmiyorum. Ama bilmek; gitmek, görmek, elimden gelen yardımı yapmak istiyorum.


Bu Yazıdan Çıkarılacak Dersler
**Dünyanın bir yerlerinde senden çok çok çok kötü durumda insanlar olduğunu hatırlamak önemli bir şey.
**Sobalı evlerde kapılar her daim kapatılır.
**Yardımlaşmak güzeldir.
**Fazla soğuk Geveze'ye yaramıyor.
**Bu gidişle Geveze'nin İzlanda hayalleri yatar.

This is a BAŞLIK.

Yazılı.. Yazılı.. YAZILI.. Yazılı..
S.. S.. O.. S..

Beynim pörsüdü. Gün itibariyle favori dersim olan matematik yazılısını olduk, bitti. Yarın Türkçe. Ahey ahey ahey..

Bu arada saatlerdir internette manyak manyak geziyorum; perspektif algımı yitirdim. Ekran bi uzak, derin; bir de acayip yakın. Yanımdaki ceviz kabına televizyon ekranının arkasından bakıyormuşum gibi. Geçer di mi?

Bir de ne var biliyor musun dear okur, ananemle Pictureka oynadık.
Kendime geldikten sonra yazacağım.

Yahşi Batı'yı da izledim. Kötü. Neyse benim daha 130 ink. tar. sorusu çözmem lazım.

Siii yu.

İyileştim Ben yaaa

Ben iyileştim. Hani merak ederseniz diye şeettim.

Ayrıca gribim de H1N1 kabul edildi, o malum hayvan şeysi değil. Yaşasın bağışıklığım var artık!

Sağım solum da noktacıklar halinde iğne izi oldu.


Acısı bişey değil, okulda hocalar bağımlı filan oldum sanacak. Halbuki benim damarlarım iyidir, annem nokta atışı filan yapar. Hepsi beceriksiz hemşirenin suçu. Zaten dip boya da yaptırması lazım.




Bu arada bugün zorla dershaneye yolladı annem beni.




Yol üzerindeki oyuncakçıda ilan vardı dear okur:




Nitelikli deneyimli çoçuklarna iyi anlaşan bay bayan eleman aranıyor. Maaş dolgundur.

Evet, aynen böyle yazmışlar. Maaş dolgunmuş ama artık değil.

Ama Çok Güzel Kokuyor


İtiraf etmiştim ya hani, erkek parfümü filan. öhö.
İşte bu da o parfümlerden.
Ama çok güzel kokuyor.
Cidden, feminen bir kokusu var, oradaki 'for men'e takılmamak lazım.
Kesinlikle feminen.
Tabbbbiii cannııııım.
Ama çok güzel kokuyor.
Ben miii, bunu muu, sipariş miii...
Ama çok güzel kokuyor.

Başlık Filan Yok İşte

Bazen insan nereye ait olduğunu önemsiyor..

Bazen = .....................

Vefalı okurum, kafana göre doldurasın diye bırakıyorum bu boşluğu, yoksa ben çok terbiyeli bir çocuğum biliyorsun..

Öyle işte, amaç arama bu postta.. Yastık kızarıklığından birinci derecede yanık kızarıklığı çıkarabilecek bir ergen psikolojisindeyim ve başını şişirdim ve gidiyorum..

Gidiyorum..

Tamam tamam, gitmekteyim..

Kırmızı Başlıksız Kız

Ben karar verdim, İzlanda'ya yerleşeceğim, yeter bu kadar kargaşa...
sebep 1
sebep 2 -elektrikdeucuzmşkıznazan-
sebep 3
sebep 4 -bigünyicemseni-

ps: eğer bana kimin dayak attığını ya da grip virüsü bulaştırdığını bulabilir de kendime gelirsem reenkarnasyon hikayemi anlatacağım... anlatmazsam sen de döv beni okurcanım... hıçk..

Blogger Şaşırma, Sabrımızı Taşırma!

Blogger, iyisin, hoşsun, seni seviyoruz ailecek ama haddini bil haddini!

Kızıaaam, tam ilhamilerim beynimde uçuşuyor, 'Oops, this link appears to be broken!'
Tam bir bloga girmek istiyorum, 'Oops, this link appears to be broken!'

Cıkcıkcıkcıkcıkcıkcık! Çok sinirlendim, bloguma bakamıyorum, yorumları cevaplayamıyorum. Heyhaaaat, bu hayatı daha fazla sürdürmek istemiyorum!
Akıllı ol, kendine gel; hayat kalitemi yükselt!

Not: Bu hafta içinde teslim etmem gereken Türkçe ödevim için bir anıya ihtiyacım var, sizde fazla varsa ödünç alabilir miyim? -eğer ödünç anı bulamazsam uyduracağım, onun için bir önerin varsa dear okur, o da kabulüm-

Oley

Yepppisyeni temamla karşınızdayım :))

Cihad'a da teşekkürler bu arada ;))

Happy Birthday

Buradan bir arkadaşa 'Happy Birthday!' desem o üstüne alınır mı dersiniz?

Evet, evet, bi gün görür mutlaka...

-Farkındayım, geç oldu biraz ama çaktırma sayın arkadaş-

Dear Okuyucu

**Sağa anket ekledim, canının istediği bir zaman oylarsın dear okuyucu...

**Radyoyu güncelliyorum, haberin olsun dear okuyucu... On dakika içinde oldu oldu, olmadı yarım saate, olmadı bir saate garanti... En kötü ihtimal yarın sabaha...

Asetat Kalemi


Asetat kalemlerine karşı bir sevgi var içimde... Bayılıyorum onlara... Acayip sevimli geliyorlar... Bir de kokusu var ki :))
Şimdiye kadar bir ya da iki test kitabımın kapağını yolmadım, modifiye etmedim... (elim değmediği için) Geri kalan hepsinin dışını ya yoldum, ya da asetat kalemiyle istediğim forma soktum. Belki de bu yüzdendir ki, sempatim var onlara...
Bir ara da odama takmıştım... Giysi dolabım, kıyafetlerimin durduğu çekmece, kitaplığım koca koca aynalara sahip... Gelip gidip üstlerine birşeyler yazıyodum, annem de inatla siliyordu... Derken bir gün 'YETER'i geldi, asetat kalemleri aynalara küstü...
Bir ara da baş ucumdaki su şişelerini boyuyordum ama ellerim rezil olmaya başladığından ondan da vazgeçtim.
Sonra bir su bardağını ablukaya alıp haşat ettim, sağını solunu çizdim... Tam duvarlara geçecekken kendimi frenledim. Neler oluyor, dedim. Durmam gerektiğine karar verdim.
Bu aralar asetat kalemleriyle olan münasebetimiz ödevlerle sınırlı. Hatta sınırlıydı, ödevler de bitti, boyayacak, çizecek birşey kalmadı... Acep, acep...
Acep yazın yaptığım gibi kendimi mi çizsem?
Yok, yok dear okur, öyle değil... Tattoocuya gitmek zor geldiğinde siyah-ince uçlu asetat kalemiyle artık ezberlediğim Japonca karakterleri (hava, su, rüzgâr) el bileğimin içine çiziyordum, ayak bileğime de ne olduğunu tanımlayamadığım ama hoş görünen birşey çiziyordum... Omzuma da kuzenin eşref saatini yakalrsam meşhur meleğimi çizdiriyordum... Denizde akıyor ama olsun, bana eğlence oluyordu...
Birşeyler çizmeliyim... Acep... Acep...

ŞOK

Anam, anam, anam...

Blog aleminde 'Geveze' veya 'Geveze Kedi' var mıdır diyerekten bir ekşın yaptım ve BUM:
Power FM'de sabahları 'Geveze' adlı bir eleman program yapıyormuş bea... Elimi attığım yeri pörtletiyorum :)) Ama o blogger deyiiil! O saylanmaaaaz!

Not: Böylece 'Gevezedeki karakterler' diye arama yapan arkadaşın masumiyeti kanıtlandı...
Karar: Beraat!

Dikkat Dikkat

Dear okurlarım, blog aleminde gezinirkene benimle neredeyse aynı nick'e sahip (Chatty-cat) bir vatandaş gördüm...

Bu nedenledir ki nick'imi becerebilirsem 'Geveze' olarak değiştirip sizi bu anlam karmaşasından kurtarmak isterim... İtirazınız olursa yorumlara bekliyorum...